Kaçkar

        Kaçkar’da bulutların üzerindeydik. Buna inanabilir misiniz? Gerçektende bulutların üzerindeydik. Bulutlara baksana dediklerinde hep yukarı bakarız, bir gün aşağı bakacağım aklıma gelmemişti. Tam anlamıyla doğayla baş başa kalarak mükemmel bir haftalık tatil geçirdik. Bizler şehirlerde, mevsimlerin güzelliklerini, daha doğrusu doğadaki değişimi hissetmeden geçiriyoruz. İller arasında (Artvin-Rize) yürüyüş yaparken gördüğümüz o renk cümbüşü, ahenk bizi sarhoş etmişti. Sanki bir başka boyuta geçmiştik. Bu belki de cenneti bir parça yaşamak gibi bir şeydi.
Aylardan Ağustos olmasına rağmen yaylada gördüğümüz yeni açmış papatyalar ve adını bilmediğimiz birçok çiçek ile birlikte zirvelerin eteklerindeki karlar bize bahardan bir günü anımsatıyordu. Yaylalardan zirveye çıkarken yeşilin tüm tonları arasında mükemmel bir doğa yürüyüşü yaptık.

29 Temmuz 2007 Pazar sabahı Trabzon Havalanı’nda buluştuğumuz Trans Kaçkar gezisine öncelikle Sümela Manastırı’nda halk diliyle Meryem Ana manastırında başladık. Akşama doğru harika doğasıyla Ayder Yaylasındaki Bukla Dağ Evi bizi bekliyordu. Sırt çantalarımız Karadenize özgü küçük teleferikle taşınırken bizler de doğanın keyfini çıkarmaya başlamıştık bile. 30 Temmuz Pazartesi günü keyifli bir kahvaltının ardından Rize Ardeşen’e doğru yola çıktık. Öncelikle yapılış tarihi 1696 yılına uzanan Tarihi Şenyuva köprüsü üzerinden aşağıda gürül gürül akan suyun fotoğraflarını çektik. Daha sonra Tarihi ipek yolu üzerinde 18. yüzyılda Kommenoslar döneminde yapılmış olan 19, 20. yüzyıllarda Trabzon İmparatorluğun güvenlik amacıyla kullandığı ve yamaçlarda kurulan Zil Kale’nin surlarını gezdik. Öğlene doğru serinlemek için Palovit Şelalesi’ni besleyen derede küçük büvetlere attık kendimizi. Dere kenarında mangalda kızaran sucuklar hiç bu kadar lezzetli gelmemiştir herhalde. Ve akşama doğru macera zamanı gelmişti Fırtına Deresindeki rafting bizlere adrenalin dolu ve keyifli dakikalar yaşattı. Rafting rehberinin “hey” sesine bizler “hop” diyerek küreklerimize asılıyorduk. Akşam Ayder Yaylasındaki tesisimize geri döndüğümüzde herkes birbiriyle kaynaşmış bir şekilde sohbet ediyorduk.

31 Temmuz Salı Bugün uzun bir araç yolculuğu bizleri bekliyordu. Rize’den Artvin’nin Yusufeli ilçesine doğru yola çıktık. Yol üzerinde inşa edilen Derinel Barajı’nın Dünya’nın en büyük set barajlarından biri olduğunu fakat Yusufeli ilçesinin sular altında kalacağını öğrendiğimizde üzüldük. Akşama doğru konaklama yapacağımız Hevek’e ulaştık. Doğa o kadar güzeldi ki hepimiz odalarımızdan çıktık ellerimizde fotoğraf makineleri güzel kareler yakalamaya koştuk.

01 Ağustos Çarşamba Sırt çantalarımız sabahın erken saatlerinde katırlara yüklendi ve bizim içinde artık macera tam anlamıyla başlıyordu. 2 gün konaklamayacağımız 2800 metre yükseklikteki Dilberdüzü kamp alanına doğru yürümeye başladık. Dere boyunca orman içi patikalardan 3 saatlik yürüyüşle kamp alanına ulaştık ve çadırlarımıza yerleştik. Yorgunluğumuzu kamp alanının hemen yanındaki küçük derede ayaklarımızı sokarak attık ve ardından horonlar çekmeye ve oyunlar oynamaya başladık. Akşama doğru hava sıcaklığı 10 dereceye kadar düşmüştü.

02 Ağustos Perşembe Sabah 05.00 itibariyle çadırlarımızdan Kaçkarların zirvesine doğru yola çıktık. Katır osurtan patikasını tırmanırken ay yolumuzu aydınlatıyor diğer taraftan güneş doğuyor ve bizlere güzel manzaralar sunuyordu. Tam bu sırada rehber Alpin’in sessiz olun karşı kayalıklarda ayı var diye seslenmesine rağmen hepimiz heyecanlanarak fotoğraf çekmeye çalıştık. 2 saatlik yürüyüşün ardından Dünya’nın 3000 metre üzerindeki en büyük buzul göllerinden biri olan Deniz gölüne ulaşıyorduk. 3937 metrelik Kaçkar Zirvesi bizi beklediğini gösteriyordu ama ulaşmak hiçte kolay olmayacaktı. Büyük bir hevesle 4 saatlik zirve yürüyüşüne başladık ve saat 10.30 gibi zirveye ulaştık ve tam burada “Kaçkar da bulutların üzerindeydik.” Zirve defterine isimleri yazıp imzaladıktan sonra kimilerine göre daha zor olan inişe geçtik, kamp alanına 1 saat kala üstümüzdeki bulutlar karardı ve yağmur çişelemeye başladı. Saat 16.00 gibi Dilberdüzü’ndeki kamp alanına ulaştık ve dinlenmeye çekildik. Akşam hiç unutamayacağımız bu zirve yürüyüşü dilimizdeydi ve çektiğimiz fotoğraflara bakıyorduk.

03 Ağustos Cuma Artık kamp yaşamımız sona ermişti ve sırt çantalarımızı katırlara yükleyerek Olgunlar Yaylasına doğru yola çıktık. Pazartesi günü dere boyunca yürüdüğümüz patikayı bu kez geri dönerken kullandık. Ardından Olgunlar Yaylasında dere kenarındaki Deniz gölü pansiyon’a yerleştik. Öğle yemeği ardından kimimiz teknoloji’ye koştu kimimiz dinlenmeye çekildi. Tv’de son haberleri öğrenmeye çalışırken pek de önemli bir şey olmadığını konuşuyorduk. Belki de yaşadığımız büyük kentlerin karmaşasından dolayı birkaç gün olsa da köy yaşantısı bizlere çok iyi gelmişti ve dönmeyi istemiyor hatta düşünmüyorduk…

04 Ağustos Cumartesi Sabah erken kalkıp 3100 metre yükseklikteki Naletleme Geçişi’ne hareket ediyoruz. Köy evlerini geçip daha önceki yürüyüşlerimizde olduğu gibi küçük bir dere bizlere eşlik ediyor ve Dobe Yaylası’na (2550 m) ulaşıyoruz. Yol buyunca rengarenk çiçekler ve kelebekler bizlere güzel kareler sunarken birden kayalıkların arasında buluyoruz kendimizi. Naletleme geçişine gelmiştik ve Deniz gölüne gitmek için heyecanlanıyorduk. Güneş sürekli bulutlarının arasına gizleniyor ve yürüyüş olarak güzel, serin bir ortam yaratıyordu. Sislerin arasında saklanan buz gibi Deniz Gölüne ulaştığımızda yorgunluğumuzu atmak için ayaklarımızı göle sokarken, ben bunla yetinmedim ve Gölün derin olan bölgesine dalarak kulaç atmaya başladığımda herkes benden çığlık bekliyordu. 3 dk kadar kaldıktan sonra buz gibi gölden çıktığımda kendimi çivi gibi hissediyordum. 1 Saatlik yemek molasının ardından sislerin arasında 1,5 saatlik yürüyüşle Çaymakçur da bizi bekleyen aracımıza vardık. Toplam 8 saatlik süren yürüyüş Ayder Yaylası Kaplıcalarında sona erdi. Akşam yemeği ardından son gecemiz olduğu için eğlence ve horon için toplandık. Tulumcunun Karadeniz melodileri ile eğlence başladı. Kimimiz horona eşlik ederek daha fazla eğlendi, kimimiz alkış tutarak izlemeyi tercih ettik.

05 Ağustos Pazar Ayrılık günü gelip çattı. Sabahın erken saatlerinde Trabzon Havaalanına doğru yola çıktık. Fırtına Deresi önceki günlere göre daha yavaş akıyordu. Bizleri uğurlamak istemiyordu sanki. Bir sonraki gezilerde görüşmek dileğiyle vedalaştık…

YORUMLAR



Yorum Gönderin




 

Travel Forum