Adramis Termal Otel

Balıkesire bağlı Edremit ilçesinde, 3 yıldızlı,termal havuzu,güzellik ve sağlık merkezi ile hizmet veren yarım ,ulaşımı kolay hizmet bakımından oldukça keyif verici bir tatil geçirebileceginizi düşündüğümüz bir termal otel.

Kapasite: 66 toplam oda, 150 toplam yatak, 1 balayı odası, 3 suit oda, 62 standart oda. Bahçe, dağ manzarası var.

Oda Detayları: Direk telefon, minibar, kasa, internet bağlantısı, televizyon, split klima, küvet-banyo, wc, saç kurutma makinası, jakuzi, termal su.

Genel Özellikler: Split klima, merkezi ısıtma, bahçe, tv odası, oyun odası, çamaşırhane, ütü, resepsiyonda kasa, market, 24 saat oda servisi, jeneratör, telefonla doktor, ücretsiz otopark.

Spor&Rekreasyon: Açık havuz, kapalı havuz, çocuk havuzu, termal havuz, Fin hamamı, sauna, masaj, jakuzi, güzellik ve sağlık merkezi, masa tenisi, spor animasyonu, tenis, futbol, voleybol, basketbol, jogging, çocuk oyun alanı, spor salonu.

Yeme İçme: Yarım pansiyon, kahvaltı salonu, kafeterya, lobby bar, havuz bar. 1 alakart restoran, 1 açık büfe restoran, 1 kapalı restoran (130 pax). Türk Mutfağı.

Y eme İçme: Yarım pansiyon, kahvaltı salonu, kafeterya, lobby bar, havuz bar. 1 alakart restoran, 1 açık büfe restoran, 1 kapalı restoran (130 pax). Türk Mutfağı.

Toplantı ve Kongre: 1 toplantı odası (60 max. kapasite). Slide projektör, barkovizyon, ses sistemi, mikrofon, video player, televizyon, fax, klima.

Konum: Edremit Hava Alanı 3 km., İzmir Hava Alanı 190 km. Şehir merkezinde, ücretli servis.

Otel Adı: Adramis Termal Hotel
Kategori:
Şehir Balıkesir
Yöre: Edremit
Web Sitesi info@adramistermal.com
Telefon ( 0266)376 13 14

Hotel Ilıca Ve SPA

Güzelliğin Başladığı Yer…

Hayatın günlük telaşları…Akrep ve yelkovandan daha önde koşturan zihinler. Kurulmuş oyuncaklar gibi nefes almadan ilerleyen stresli bedenler. Feng Shui düşünürleri der ki: “yaşamın tıkandığını hissettiğiniz her an, durun ve ruhunuzu size yetişmesini bekleyin”.

İşte, Ilıca Hotel’in Termal SPA ve Güzellik Merkezi, bu felsefeden yola çıkılarak projelendirildi. Zinde, ince ve sağlıklı bir beden için gerekli olan tüm “thermal terapi” ve “thalasso terapi” vücut bakım yöntemlerinin uygulandığı 2000 m2 Merkezimizde ayrıca ruhunuzu dinlendiren “thai, chakra, bali, reflexoloji” gibi masaj tedavilerine yer verildi.

Kendinizi yenilemek için yoğun temponuza kısa bir ara vererek Ilıca Hotel Termal SPA & Güzellik Merkezi’nde bir masal yolculuğuna çıkabilirsiniz.
MUTLU BİR HAYAT İÇİN KEYİFLİ DOKUNUŞLAR…

Ilıca Hotel Termal SPA & Güzellik Merkezi’nde tecrübeli ekibimiz tarafından uygulanan masajlarla bedeniniz dinlenirken ruhunuz gençleşecek. Yüzyıllardır şifa dağıtan termal kaynaklar, Ilıca Hotel’de teknoloji ile buluşurken, konusunda uzman terapistlerce uygulanan kişiye özel bakımlarımız sayesinde hem vücudunuz hem de ruhunuz yenilenecek.

Cilt ve vücut bakımları; Cilt tipinize uygun özel maskelerle canlandırılması amacıyla uygulanan cilt bakımlarımız, profesyonel ekibimiz ile size özel çözümler üretiyor.

Solaryum; Cildinize kanserojen etki yapabilecek tüm ışınlardan koruyarak, kısa zamanda, pozisyon değiştirmeden ve doğal görünümde bronzlaşmanızı sağlar.

Fitness Center; Ilıca Hotel Sağlık ve Güzellik Merkezi, modern iimnastik aletlerini ve kişiye özel programları uzman ekip danışmanlığında bir arada bulabileceğiniz ayrıcalıklı bir mekan.

Jakuzi; Termal sudaki vitamin ve mineralleri vücuda kazandıran, kan dolaşımını hızlandıran jakuzilerimiz sağlık ve enerji veriyor.

Tük Hamamı; Ilıca Hotel SPA & Wellness Resort, Türk gelenek ve görenekleri arasında önemli bir yer tutan, sağlık ve zindelik kazandırmada etkili bir yöntem olan hamam kültürünü “Türk Hamamı” ile konuklarına sunuyor. Ilıca Hotel’de geleneksel Türk Hamamı’nı keşfederek, komple vücut rahatlığının tadına varacaksınız. Deneyimli masaj terapistlerince yapılan canlandırıcı kese, masaj, köpük banyosu ve farklı stillerde vücut nemlendirici bakımları sizleri bekliyor.

Sauna; Vücudunuzun dinlenmesini, rahatlamasını ve pozitif enerji kazanmasını sağlayacağından Ilıca Hotel Sağlık ve Güzellik Merkezi’nde kendinize vereceğiniz ödüllerden sadece bir tanesi!

Masajlar; tropik çiçeklerin ve baharatların kokusu, güneş ve okyanus sularının dokunuşu ile Endonezya adetleriyle bütünleşen Bali masajları başta olmak üzere bilinen pek çok Uzakdoğu ve Avrupa masajı konuklarımıza uzman ekiplerimiz tarafından uygulanarak ruh ve beden sağlığı kazandırılıyor.

Ulaşım

Boyalık Mevkii 35940

Ilıca Çeşme - İzmir

 

Tel: +90 232723 31 31

Fax: +90 232 723 34 84

 

rezervasyon@ilicahotel.com

www.ilicahotel.com

Antalya

Antalya

Yüzölçümü: 20.815 km²
Nüfus: 1.132.211 (1990)
İl Trafik No: 07

Antalya sahip olduğu arkeolojik ve doğal güzellikler sayesinde “Türk Rivierası” adını almıştır. AlanyaDeniz, güneş, tarih ve doğanın sihirli bir uyum içinde bütünleştiği Antalya, Akdeniz’in en güzel ve temiz kıyılarına sahiptir. 630 km. uzunluğundaki Antalya kıyıları boyunca, antik kentler, antik limanlar, anıt mezarlar, dantel gibi koylar, kumsallar, yemyeşil ormanlar ve akarsular yer alır.

Palmiyelerle sıralanmış bulvarları, uluslararası ödül sahibi marinası, geleneksel mimarisi ile şirin bir köşe oluşturan Kaleiçi ve modern mekanları ile Türkiye’nin en önemli Turizm Merkezi olan Antalya, Aspendos Opera ve Bale Festivali, Uluslararası Plaj Voleybolu, Triathlon, Golf Müsabakaları, Okçuluk, Tenis, Kayak yarışmaları vb. etkinliklere, 1995 yılında açılan Antalya Kültür Merkezi ile de plastik sanatlar, müzik, tiyatro, sergi gibi birçok kültürel ve sanatsal etkinliğe ev sahipliği yapmaktadır.

İLÇELER

Antalya ilinin ilçeleri; Akseki, Alanya, Elmalı, Finike, Gazipaşa, Gündoğmuş, İbradı, Kale, Kaş, Kemer, Korkuteli, Kumluca, Manavgat ve Serik’tir.

Akseki

AntalyaAlanya’dan sonra Antalya ilinin en eski ilçesi olan Akseki Torosların yapısına uygun engebeli ve dağlık bir görünüme sahiptir. Antalya ili ve çevresinde son yıllarda görülen turizm alanındaki gelişmelere paralel olarak, Akseki ilçesinde turizm faaliyetleri gelişmektedir. Avcıların ve turistlerin uğrak yeri olan Akseki, “KARDELEN ÇİÇEĞİ’ nin ana yurdudur. Kış aylarında Kardelen Çiçeğini görmek için yerli ve yabancı turistler ilçeyi ziyaret eder.Giden Gelmez Dağları, dağ keçisi koruma ve av sahası avcıların ücretli olarak devamlı avlanacağı yer olup, Sinan hoca ve Gümüşdamla köylerinde kurulan alabalık üretme tesisleri avcıların ve turistlerin uğrak yerleri arasındadır.

Göktepe Yaylası, Çimi Yaylası, Irmak Vadisi son aylarda keşfedilen 340 metre derinliğindeki Bucakalan Mağarası, ilçe merkezindeki Ulu Camii ve Medresesi görülmeye değer diğer eserlerdir.

Elmalı

Likya bölgesi içerisinde yer alan Elmalı’nın kesin kuruluş tarihi bilinmemektedir. Doğuda Semahöyük yakınlarında Karataş’ta, batıda Beyler Köyü yakınındaki Beyler köyünde yapılan kazılar bölgenin bronz çağından bu yana iskan edildiğini göstermektedir.

Höyükler

AntalyaŞehre bağlı köylerde üç höyük bulunmaktadır. Bunlardan ilki şehrin batısındaki Müğren Köyü’ndeki höyüktür. Arkeolojik yüzey araştırmaları burada çeşitli uygarlıklara ait izler olduğunu göstermektedir. Yine batıda Semahöyük Köyü’nde bulunan ikinci höyüğün üstünde Osmanlı ve Türk mezarlığı bulunduğu için bugüne kadar araştırma yapılmamıştır. Üçüncü ve en büyük höyük ise şehrin güneyinde, Elmalı - Kaş yolu üzerinde, Beyler Köyündeki Beyler Höyüğüdür. Bu höyükte yapılan kazılarda, bronz çağından bu yana devamlı bir yerleşimin izleri görülmektedir. Kazılarda çıkarılan arkeolojik buluntular Antalya Müzesi’nde sergilenmektedir.

Tümülüsler

Şehrin doğusunda, Elmalı’ya 6 km. uzaklıktaki Bayındır Köyü yakınlarındadır. Yan yana duran birkaç tümülüsten birinde yapılan kazılarda M.Ö. 7. yy.a ait buluntulara rastlanmıştır. Antalya Müzesi’nin özel bir bölümünde sergilenen bu buluntular Antalyabölgenin bu dönemdeki yaşamından kesitler vermektedir. Anıt Mezarlar Bilinen iki anıt mezar vardır. Bunlardan ilki Karaburun diğeri ise Kızılbel’dedir. Antalya - Elmalı yolu üzerindeki Karaburun Kral mezarı odasının duvarları av ve savaş sahnelerinden oluşan fresklerle süslüdür. Kızılbel mezar anıtı ise şehrin batısında Elmalı - Yuvayol yolu üzerindedir. Kalker bloklardan oluşmuş bir odadan ibarettir.

Define

1984 yılında Antalya - Elmalı yol çizgisinin hemen kuzeyinde, Kral Mezarı ile Gökpınar Köyü arasında bulunmuştur. 190 adet gümüş antik sikkeden oluşan bu define antika kaçakçıları tarafından Amerika’ya kaçırılmıştır. Halen özel bir kişinin malı olarak Boston Museum Fine Arts’da bulunmaktadır. Yeryüzünün en kıymetli antik sikkesi olarak nitelenen Atina Decadrachmeleri (14 adet, her biri 600.000$) bu büyük define yer almaktadır.

Camiler

İlçede yer alan Selçuklu Camii, Kütük Camii, Sinan-ı Ümmi Camii, Ömer Paşa Camii ve Külliyesi kentin görülmeye değer eserleridir.

Korkuteli

Antalya’ya 67 km. uzaklıktadır. Korkuteli’nin 3 km batısında, bugün yalnız kapısı ayakta kalan Alaaddin Camii ve yine aynı yörede, 1319′da Hamidoğulları’ndan El Emin Sinaeddin tarafından yaptırılan ve aynı adla anılan Selçuklu Medresesi görülebilir.

Gündoğmuş

Antalya’ya 182 km. mesafedeki Gündoğmuş ilçesinde pek çok antik kent kalıntısı bulunmaktadır. Güzel Bağ Bucağı’nın kuzeyinde 7 km. mesafede ve halen kazı yapılmamış olan Ayasofya Şehri, Gündoğmuş şehir merkezinin güney-batısında ve şehre 7 km. mesafede Sumene mevkisinde, Asar Harabeleri, Senir Köyü’ nün doğusunda 2 km. mesafedeki Kese Mevkiindeki harabeler, Gündoğmuş Şehir merkezinin güney-batısında ve şehre 11 km. mesafedeki Gedfi Harabeleri önemli antik kent kalıntılarıdır.

İlçe merkezindeki Cem Paşa Camii, Gündoğmuş/Pembelik Köyü arasında ilçe merkezinin doğusundaki, 15 km. mesafedeki Sinek Dağı’nın tepesindeki harabeler, Alanya/Konya Kervanyolu, Gündoğmuş/ Antalya karayolu üzerinde Taşağır mevkisinde Kazayir Şehri Harabeleri diğer görülebilecek eserlerdir.

Gazipaşa

Antalya’ya 180 km. mesafedeki Gazipaşa, 10 km. uzunluğundaki kumsalı, orman kaplı alanları, turkuaz mavisi koyları, doğal güzellikleriyle şirin bir ilçedir. İskele, Koru ve Kahyalar plajlarının bulunduğu kumsallar, Caretta Caretta kaplumbağalarının önemli bir üreme merkezidir. Bugüne kadar bakir kalmış Gazipaşa, konaklama, dinlenme tesisleri, tarih ve doğa güzellikleri, yapımı süren havaalanı ve yat limanı ile gözde bir turizm merkezi olma yolunda ilerlemektedir.

Antik Kentler

Antiocheia Adcragum

KaşGazipaşa ilçesinin doğusunda, 18 km. uzaklıktaki Güney Köy sınırları içerisindedir. Kentin adı Kommagene Kralı 4. Antiochus’dan gelmektedir. Kalesi, sütunlu cadde, agora, hamam, zafer takı, kilise, kentin nekropol alanı kalıntıları bulunmaktadır. Kentin nekropolünde bölgeye özgü beşik tonozlu, ön avlulu anıtsal mezarlar oldukça iyi korunmuştur.

Adanda-Lamos

Antik kent, Gazipaşa ilçesinin 15 km. kuzeydoğusundadır. Bugünkü Adanda köyünün 2 km. kuzeyinde, yüksek ve sarp bir dağın zirvesinde kurulmuştur. Kent surlarla çevrilidir. Kentin giriş kapısının güneyinde, büyük bir kule bulunmaktadır. Kentin diğer kalıntıları arasında doğal kayaya oyulmuş çeşme ve iki adet tapınağı sayabilir. Bu kentin nekropolünde de blok taşların oyulması ile yapılmış yekpare lahitler önemli kalıntılar arasındadır. Kalıntılar, dağlık Klikya bölgesinin kültürünü ve sanatını en iyi şekilde yansıtmaktadır.

Nephelis

Antik kente ulaşım, Gazipaşa-Anamur 12. km.’sinden sonra Muzkent Köyünün içinden geçerek güneye sapan yaklaşık 5 km. stabilize bir yol ile sağlanmaktadır. Kent, akropol ve doğu-batı boyunca uzanan kalıntılardan oluşmaktadır. Kentin ayakta kalabilmiş yapıları Orta Çağ Kalesi, Tapınak Odeon Sulama sistemi ve nekropol alanlarıdır.

Selinus

Manavgat ŞelalesiGazipaşa Plajının bulunduğu Hacımusa Çayının güneybatısındaki yamaçlarında yer alan antik Selinus kenti, dağlık Klikya bölgesinin en önemli kentlerinden biridir. Kentin akropolü tepeye kurulmuştur. Tepe üzerindeki Orta Çağ Kalesinin sur duvarları ve kuleleri oldukça iyi korunmuştur. Akropol, içerisindeki kilise ve sarnıç günümüze kadar gelebilmiş önemli yapılardandır.Kentin diğer yapıları hamamlar, agora, İslami Yapı (Köşk), su kemerleri ve nekropol’dur. Alanya Müzesindeki ostoteklerin çoğunluğu Selinus Nekropolünden getirilmiş olup, burada ostotek atölyesinin varlığını sürdürmektedir.

Kumluca

Alakır Çayı ile Gavur deresinin dağlardan sürükleyip getirdiği alüvyonlu bir ovada yeralan Kumluca Finike ve Elmalı İlçeleri ile çevrelenmiştir. Kumluca sahil boyunca plajlar, konaklama tesisleri ve koylara sahiptir. Kumluca’nın 27 km. kuzeyinde yeralan Altınkaya yaylası, Alabalık üretme çiftliği, Sedir Ormanları ve bol suları olan güzel bir yayladır. Korydalla ve Olympos Antik kentleri Kumluca ilçesi sınırlarında yer almaktadır.

Alanya

Alanya, geniş plajları, tarihi eserleri, modern otel ve motellerin sayısız balık lokantaları, kafe ve barlarıyla mükemmel bir tatil merkezidir. Gelenleri ilk karşılayan, Alanya Yarımadası’nın üzerinde bir taç gibi kurulmuş olan ve 13. yüzyıldan kalma şahane Selçuklu Kalesidir. Etkileyici kalenin yanı sıra eşi benzeri olmayan tersanesi ve anıtsal güzellikteki sekizgen Kızıl Kule görülmeye değerdir.

Limanı çevreleyen kafeler ve barlar akşam saatlerinde liman yolu boyunca el sanatları, deri, giysi, mücevherat, el çantaları ve yöreye özgü ilginç renklere bezeli su kabaklarının satıldığı butikler yer alır. Eğer mağaraları keşfetmekten hoşlanıyorsanız Damlataş Mağarası’nı gezmeniz gerekir. Mağara yakınında Etnografya Müzesi yer almaktadır. Tekneyle üç deniz mağarasına ulaşabilirsiniz: fosforlu kayalarıyla Fosforlu Mağara, korsanların kadın esirleri tuttukları Kızlar Mağarası ve Aşıklar Mağarası.Finike

Alanya’nın 15 km. doğusunda yer alan Dim Çağı Vadisi gölgelerin serinliğinde dinlenmek için ideal bir yerdir. Tüm sahillerinden denize girilebilen Alanya tam bir güneş, deniz, kum cennetidir.

Finike

Finike, Antalya iline bağlıdır. Portakalları ile ünlü Finike tarihle, doğa ve denizin birleştiği bir turizm beldesidir. Portakalları ile tanınan kent, Limyra kenti kalıntıları ve Arykanda antik kenti kalıntıları ile ilgi görmektedir.

Kaş

Likya’nin önemli kentlerinden olan Kaş, ilçeyi çevreleyen Antik Döneme ait kentler ve tarihsel degerlerle doyumsuz kültür seyahatleri; Akdeniz’in derinlerde yarattığı Aspendosheyecanlari doruklarda hissettiren sualtı dalışları; nehirlerde yapılan macera dolu ‘kano turları’, ekolojik uyumun keşfedildiği ‘doğa yürüyüşleri’; derin ve karanlık mağaralara teknik donanımlı mağara dalışları; yüksek dağlardan turkuaz rengli suların manzarasına süzülen ‘yamaç paraşütü’; Akdeniz’de değerli taşları andıran adalar ile çevreye yapılacak ‘Mavi Yolculuk ve tekne turları; damak tadınıza uygun deniz ürünleri ve dağlarda yetişen kokulu otlarla tatlandırılan yöresel yemeklerden oluşan mönüsü; yüzlerce yılın mirası, el sanatlarının çeşit ve güzelliği; Kaş’ın bağlı olduğu Antalya ve ilçelerine ait turizm merkezleri ile tabiat, tarih ve kültür zenginliğini, alternatif turizm imkanları ve çevresinde yer alan turizm merkezlerinden oluşan renkli yelpazesi” ile düşsel bir mekandır.

Noel babaManavgat

Antalya İline bağlı olan Manavgat tarih ve doğanın içiçe girdiği her türlü turizm aktivitesinin yapılabildiği bir turizm merkezidir.

Serik

Antalya’nın ilçesi olan Serik, önemli Pamfilya kenti olan Aspendos’u barındırmaktadır. Günümüze kadar bozulmadan ulaşan, mükemmel akustiğe sahip Aspendos Tiyatosu, bugün önemli sanat etkinliklerine ev sahipliği yapmaktadır.

Kale (Demre)

Antalya, iline bağlı olan Kale Noel Baba’ nın yaşadığı yer olarak önemli bir inanç turizmi beldesidir.

İstanbul Destinasyonu

İstanbul

Yüzölçümü: 5.712 km²
Nüfus: 7.309.190 (1990)
İl Trafik No: 34

“Orada, Tanrı ve insan, doğa ve sanat hep birlikte, yeryüzünde öylesine mükemmel bir yer yarattılar ki, görülmeğe değer.” Bir koluyla Asya’ya, diğeriyle Avrupa’ya uzanarak iki kıtayı da kucaklayan kenti Lamartine böyle tanımlıyor.

Başkentler başkenti olarak bilinen, önce Roma, ardından Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu ve kıtalara hükmederek büyük barış coğrafyaları yaratmış, Osmanlı İmpatatorluğuna başkentlik yapan İstanbul, geçmişin ihtişamını gururla korurken modern bir geleceğe doğru ilerlemektedir. İstanbul’daki çeşitlilik ziyaretçileri gerçekten büyülemektedir. Müzeleri, kiliseleri, sarayları, camileri, pazar yerleri ve doğal güzellikleri bitmez tükenmez nüanslar sunmaktadır. Boğazın kıyısında şöyle bir arkanıza yaslandığınızda, grupta kızaran renklerin karşı sahildeki evlerin pencerelerine yansımasını seyrederek, yüzyıllar öncesinde, insanların bu olağanüstü yeri neden seçtiklerini birden anlar ve İstanbul’un “dünyanın merkezindeki” şehir olduğunu hissedersiniz.

AyasaofyaŞehrin en güzel anıtları, Haliç-Marmara Denizi-Surlar arasında kalan yarımadada yer alır. Kentin tepelerinden yükselen 500′ü aşkın caminin sulieti başdöndürücü bir atmosfer yaratır. İnsan kendini geçmiş zamanla bugün arasında bir rüyada gibi hisseder! Altı minaresiyle İstanbul’un sembolü haline gelen, dekorasyonunda kullanılan mavi çiniler nedeni ile “Mavi Cami” diye anılan Sultanahmet Camii’ni mutlaka görmelisiniz. Karşısında, İmparator Justinien zamanında kilise olarak inşa edilmiş olan ünlü Ayasofya Müzesi yer alır; mimari hünerler örneği olan bu yapı, Hz. İsa’yı, Hz. Meryem’i ve imparatorları tasvir eden nefis mozaik panolarla bezenmiştir. Bir başka tepeden bu iki muhteşem abideyi seyreden Süleymaniye Cami ise Osmanlı mimarlık sanatının zirvesidir. Kanuni Sultan Süleyman’ın isteği üzerine Mimar Sinan tarafından inşa edilmiştir.

Marmara’ya ve Boğaz’a hakim bir tepe üzerinde, 400 yıl boyunca Osmanlı sultanlarına konutluk ve siyasi merkezlik etmiş olan Topkapı Sarayı yer alır. Topkapı’da Çin Porselenleri koleksiyonunu, altın işlemeli ve değerli taşlarla süslü tahtları, sultan kostümlerini, masallardakileri andıran mücevherleri, nadir elyazması kitapları, yüzyıllarca merak uyandırmış olan harem salonlarını görebilirsiniz.

Ayasofya ile Sultanahmet Cami arasında araba yarışlarının yapıldığı Bizans Devrinin ünlü Hipodromu ve bu Hipodromun orta yerinde, bu dönemden kalma üç dikilitaş bulunur.

Yerebatan Sarayı Bizans döneminde yapılmış en önemli su sarnıçlarından biridir. En güzel Bizans devri eserlerinden biri sayılan Kariye Müzesi mozaik ve fresklerle süslü orijinal dekorunu muhafaza etmektedir. İstanbul’da görmeden edemeyeceğiniz bir başka mekan da Eyüp Camiidir. Burası, Eyüp Sultan’ı ziyaret edip manevi haz arayanlara güvercin sesleriyle her an cıvıl cıvıl bir ortam sunar.

İstanbul tarihsel yapıların yeniyle buluştuğu, yenilendiği bir şehirdir aynı zamanda. Kapalıçarşı labirentvari yapısıyla geçmişin hülyalı günlerinin izlerini taşımakta ısrar ederken bir yandan da modern dünyanın yepyeni ürünlerini serer önünüze; büyüleyici mücevherler, bakır eşyalar, halılar, çeşit çeşit deri ve süet giyim… Cazibesine kapılınca en ufak bir yorgunluk duymadan saatlerce dolaşabilirsiniz bu çarşıda.

Boğaz’da bir vapur gezisi, unutulmaz anılarınız arasına girecektir. Boğaz’ın iki yakasında sıralanan her birinden ayrı bir sevda masalının sulara yansıdığı asude ve emsalsiz yalılar, 20. yüzyılda yapılan lüks villalar, Dolmabahçe, Göksu ve Beylerbeyi Sarayları, Rumeli ve Anadolu Hisarları, balıkçı köylerinden kalma izler, lokantalar, çay bahçeleri, parklar, gece kulüpleri sizi büyüleyebilir. Aynı günde Karadeniz’in vahşi sahillerinde denize girip ardından Marmara’nın sakin kıyılarında bir çay bahçesinde bir fincan kahvenizi yudumlarken belki de tarihe geçecek anılarınızı kaleme alabilirsiniz.

Eşsiz tarihi ve kültürel geçmişi ve sayısız cazibesine ilave olarak modern oteller, istisnai lokantalar, gece kulüpleri, kabareler, tarihi çarşılar ve dükkanlar İstanbul’u konferans ve kongreler için dört dörtlük bir mekan yapmaktadır.

İlçeler

Adalar, Bakırköy, Beşiktaş, Beykoz, Beyoğlu, Eminönü, Eyüb, Fatih, Gazi Osman Paşa, Kadıköy, Kâğıthane, Kartal, Küçükçekmece, Pendik, Sarıyer, Şişli, Ümraniye, Üsküdar, Zeytinburnu, Büyükçekmece, Çatalca, Silivri, Şile, Avcılar, Bağcılar, Bahçelievler, Bayrampaşa, Esenler, Güngören, Maltepe, Sultanbeyli, Tuzla.

Önemli Semtler

Boğaz

BoğaziçiAvrupa ve Asya’yı ayıran Boğaz’da Karadeniz’e doğru geleneksel ve unutulmaz bir deniz gezisi yapmadan İstanbul ziyareti tamamlanmış sayılamaz. Büyük bir ihtişam ve saf bir güzellik yansıtan kıyıları geçmiş ve günümüzün karmasıdır. Yalıların yanında modern oteller, taştan hisarların yanı başında rustik saraylar ve küçük balıkçı köylerinin hatırasını taşıyan semtlerde şık yapılar… Boğaz’ı görmenin en iyi yolu kıyılarında zig zag çizen yolcu vapurlarından birine binmektir. Eminönü’nden başlayan gezi sanki bir bayramda akraba ziyaret ediyormuş gibi sırayla Boğazın Asya ve Avrupa kıyılarına uğranarak devam eder. Gezi, aşağı yukarı 6 saat sürmektedir. Eğer gezi özel bir biçimde gerçekleştirilmek istenirse, bu konuda gece veya gündüz kısa düzenlemeler yapan ihtisaslaşmış acentalara başvurulabilinir.

Haliç

Uzun ve dar, boynuz biçimindeki Haliç İstanbul’un Avrupa tarafını bölmektedir. Dünyanın en tabii limanlarından biri olduğundan Bizans ve Osmanlı donanmaları ve ticari gemicilikle ilgilenenler burada toplanmışlardır. Gurup vakti suyun altın rengini aldığı bu yerin kıyıları bugün hoş parklarla ve yürüme alanlarıyla çevrilidir. Haliç’in ortasına doğru gidildiğinde yer alan Fener ve Balat semtlerinde, Bizans ve Osmanlı döneminden kalma ahşap evler, kiliseler ve sinagoglarla dolu sokaklar bulunmaktadır. Ortodoks Patriği de burada oturmaktadır. Biraz yukarıdaki Eyüp, Osmanlı mimarisinde oymacılığın yansıdığı bir yerdir.

Tepelerin yamaçlarını yer yer koyu selvilerin bulunduğu mezarlıklar kaplamaktadır. Dualarının kabul göreceğine inananlar buradaki Eyüp Türbesini ziyaret ederler. Bu tarafa bakan tepedeki Pierre Loti Kahvesi manzaranın keyfine varmak için mükemmel bir mekandır.

Beyoğlu Ve Taksim

Beyoğlu taksimBeyoğlu yapıldığı devrin özelliklerini koruyan, 100 yıl evvelki Avrupa tesirli mimari mirasıyla görülmeye değer bir semttir. Avrupa’nın ikinci eski metrosu Tünel halen en kısa metro unvanını korumaktadır. Metro ile kulesi bir sembol haline gelen Galata bölgesine geçmek mümkündür. Tünelin üst ucu Istiklal Caddesinin başlangıcıdır. Eski tramvayların tekrar servise konulduğu, yalnız yayalara açık cadde, Cumhuriyet devrinde konsolosluklara tahsis edilen eski elçilik binaları ile çevrilidir. Tünelin üst kısmında, İstiklal Caddesinin başlangıcındaki Divan Edebiyati Müzesi (Mevlevi Tekkesi - 18. yy. eseri) güzel bir yapıdır. Caddenin iki yanında birbirinden meşhur mekanlar vardır. Bir yanda Galatasaray Lisesi, karşı sırada rengarek, otantik restoranları ve Balık Pazarını içine alan Çiçek Pasajı… Sonra cadde boyunca sinemalar, tiyatro, kafe, lokanta ve eğlence yerleri… Taksim meydanına ulaşan cadde eski parlak, hareketli, daima kalabalık gün ve gecelerine yeniden kavuşmuştur.

Türk’ün Kurtuluş Savaşını, Atatürk ve arkadaşlarını sembolize eden, göz okşayan abide Taksim meydanını süslemektedir. Yeni metronun ana terminali meydanın altında, Atatürk Kültür Merkezi de kuzeyde yer almaktadir. Beş yıldızlı Hyatt ve Intercontinental Otelleri Taksim Parkındadır, Istanbul Hilton Oteli de buradadır. Sınıfında Türkiye’de yapılan ilk otel olan Hilton (1955) halen en meşhur ve en iyi olma özelliğini korumaktadır. Radyo Evi, türünün en zenginlerinden olan Istanbul Askeri Müzesi, Lütfü Kırdar Kongre Sarayı, Açık Hava Tiyatrosu da bu civardadır. Sultanahmet

Sultanahmet

Tarihi yarımadanın batı ucunda yer alan semtte farklı İmparatorlukların önemli dini, idari ve sivil yapıları yer almaktadır. Tarihi Sultanahmet meydanının etrafı Ayasofya, Haseki Hürrem Hamamı, Sultanahmet Camii, Hippodrome, Dikilitaşla gibi tarihi eserlerle çevrilidir.

Ortaköy

Boğazın en güzel yerine tahtlanan, zamanında padişahların sayfiye yeri olan Ortaköy Osmanlı Dönemi’nden beri ilgi çeken bir yerleşim merkezidir. Bugün Çırağan Sarayı, Kabataş Erkek Lisesi, Feriye, Princess Oteli, ve cami kilise ve sinagog üçgeninde yer alan Ortaköy, çarşısı ve içindeki seyyar “entel pazarı”, hediyelik eşya dükkanları, kafeleri, barları ve restoranlarıyla İstanbulun önemli eğlence ve alışveriş merkezlerinden birisidir.

Sarıyer

Tarabya’dan sonraki virajdan Boğaziçi’nin Karadeniz’e kavuşması ilk defa görünür. Buradan Sarıyer semti içlerine kadar elçiliklere ve şahıslara ait eski yazlıklar ve balık lokantaları sıralıdır. Büyükdere’den ayrılan dar bir yol orman içlerini aşarak, bentleri geçerek Karadeniz sahillerine, meşhur Kilyos plajlarına ulaşır. Sarıyer ve sonraki Rumeli Kavaği vapur seferleri ile Boğazı gezenlerin Avrupa yakasındaki son iskeleleridir. Balık lokantaları ile şöhretli her iki komşu semt ve karşı kıyıda bulunan Anadolu Kavağı tatil günleri çok kalabalık olur.

Boğaziçi bu yerleşimleri geçtikten sonra sadece yeşil koruluklarla örtülü yamaçlara sahiptir. Her iki Kız kulesikıyıda son yerleşimler Karadeniz’e komşu Anadolu ve Rumeli Fenerleri ile balıkçı köyleridir.

Üsküdar

Üsküdar, Kız Kulesi ile bütünleşen bir semttir. Karşıya, Avrupa’ya geçişin iskelesidir. Meydandaki 16. yüzyıl camileri, ortadaki abidevi çeşme, sahildeki minyatür Şemsi Paşa Cami ve Medresesi Türk sanatının güzel örnekleridir. Tarihi Karacaahmet Mezarlığı ve daha ilerideki büyük ve küçük Çamlıca tepeleri Üsküdarın sırtlarında bulunur. Tepeler çamlıklarla örtülü olup, Adaların ve Boğazın kuş bakışı manzaralarına hakimdir.

Kadıköy

Marmara sahillerindeki güzel Kadıköy’de tarihi yapı bulunmaz. Istanbul’un son yüzyılda hızla gelişen semtlerinden biridir. Antik Kahlkedon yerleşim biriminde sonraları bir çok manastır inşaa edilmişti. M.S. 5. yüzyıl Hıristiyanlık dünyası önemli konsül toplantıları burada yapılmıştı. Eski bahçeli malikanelerin çok azı zamanımıza gelebilmiştir. Yat Kulüpleri, marinalar, geniş caddeler, Kadıköy sahilleri boyu uzanır.

Fenerbahçe güzel bir gezinti yeridir. Meşhur Bağdat Caddesi de alışveriş imkanları ile ünlüdür. 1908 yılında tamamlanan Prusya mimari üslubundaki Haydarpaşa Tren İstasyonu, Üsküdar çıkışındadır. İstasyon Bağdat demiryolunun ilk (veya son) duraği idi. Yandaki yamaçta Kırım Savaşında hayatlarını kaybeden Ingiliz ve Fransız askerlerinin mezarları ve abideleri, büyük askeri hastanenin yanında bulunmaktadır.

Ticari liman tesisleri arkasındaki tepelere yerleşmiş iki büyük bina vardır. Saat kuleli olan eski Haydarpaşa Lisesi, şimdi üniversitedir. Diğeri, büyük ve 4 kuleli olan Selimiye Kışlasıdır (19. yy). Kırım Savaşı sırasında buradaki yaralılara hemşirelik yapan Florence Nightingale anısına kaldığı oda o günlerdeki gibi korunmaktadır.

Şile

Üsküdar’dan 50 km. mesafedeki şirin ve güzel turistik kasaba Karadeniz sahillerindedir. Kısmen tamamlanmış otoyolu ve sonrası ormanları aşan viraj yol ile geniş ve meşhur Şile plajlarına ulaşılır. Balıkçı barınaği, Ceneviz kale kalıntısı ve şöhretli feneri görülmeye değer yerlerdir. Batıda plajlar, kasabanın doğusunda da bir sıra küçük kumsal koy uzanır. Yaz aylan hareketli ve kalabalık geçer, bol sayıda pansiyon ve oteller mevcuttur.

Adalar

Prens Adaları adı ile de bilinen Istanbul Adaları, Marmara Denizinde, şehre bir saat kadar yakınlıkta 8 adadır. Haliç girişi ve Kabataş Iskelelerinden kalkan vapur veya deniz otobüsleri dört adaya muntazam seferler yaparlar. Bizans devrinde manastırların kurulduğu Adalar, saray mensuplarına yazlık veya sürgün yeri olmuş; Heybeliada’da Bizans’ın son yapısı, Meryem Ana’ya ithaf edilmiş küçük kilise, Deniz Lisesi üst binası avlusunda bulunur.

19. yüzyıl başlarında servise giren buharlı vapurlar ile Adalar’a ulaşım kolaylaşmış, okullar ve oteller de inşa edilince nüfus artışı başlamıştır. Büyükçe olan, yan yana sıralı dört ada yazlık evler, villalar, çamlık korularla kaplı olup, plaj ve piknik yöreleri ile ünlüdürler. Mayıs ayından eylül sonuna kadar kalabalıklaşan Adalar diğer zamanlarda tenhadır. Yerleşim bölgelerinin iskelelere yakın çevrelerde, şehre bakan yönde geliştiği, tepeleri çamlıklarla örtülü ada yollarının tek vasıtası faytonlardır. Mevsim boyu, bilhassa tatil günlerinde koylar ve plajlar özel yat ve motorların, yelkenli teknelerin çekici duraklarıdır.

Her adada bulunan Yelken ve Su Sporlan kulüplerinin ilki ve meşhuru Burgaz Adasındadır. Hikaye yazarı Salt Faik Abasiyanık adada yaşamış, yaşadığı ev müzeye çevrilmiş ve uğrağı, gün batımı ile şöhretli Kalpazan Kaya mahalli meşhur bir kahve olmuştur. Heybeli yönünde, şeklinden dolayı adlandırılmış, Kaşık Adası yer alır. Heybeli Ada’nın ikiz tepeleri arasında Deniz Lisesi üst binası bulunurken, öndeki diğer tepe üzerinde, çamlık içerisinde, Rum Ruhban Okulu ilk görülen büyük yapılardır. Ada iskelesi yanında Deniz Lisesi sahil boyu uzanır. Lokanta ve çayhaneler diğer yöndedir. Yerleşim alanlarının arka cephesinde çok güzel bir koy ile, Kaşık Adası’na bakan tarafta halk plajı ve Deniz Kulübü tesisleri ile arkasında meşhur Değirmen Burnu piknik alanı bulunur. Tepeleri çevreleyen yollarda, çamlar içerisinde güzel ve manzaralı yürüyüş güzergahlan adayı dolanır. Ada okullar ve sanatoryum tesislerinden dolayı kış aylannda da nispeten hareketlidir.

Takım Adaların en büyüğü ve meşhuru Büyük Ada’dır. Fayton turu ile etrafı iki saate yakın bir sürede dolaşabilirsiniz. Ancak bir saatte dolaşılan yarım tur daha enteresandır. Halk plajlarından Heybeli Ada yönündeki Yörük Plajı şahane bir koyda bulunmaktadir. Dil Burnu mesire alanı tercih edilen güzel bir yerdir. Iskele civarı kalabalık yerleşim bölgesinin aksine adanın güney tarafı ıssızdır. Buralardaki koylar teknelerin ziyaret yerleridir. Adanın üst sırtlarında harap halde bulunan 19. yüzyıl yapısı eski oteli, belki dünyadaki en büyük ahşap yapı, ihya edileceği zamanın özlemi ile ayakta durmaya çabalamaktadır. Büyük Ada iskele civarı lokantaları, çayhaneleri ve dükkanları ile renkli ve hareketlidir. Yaz aylarında servis veren dört oteli vardır. Güzel evler, bakımlı bahçeler eşsiz manzaralar adaları gezenlerde unutulmaz anlar bırakır. Sonraki Sedef Adası sakinlerinin dışında gelenlere plajı ile açıktır.

İstanbul Çevresi

İstanbul’un dışından 25. km.de, Karadeniz’in Avrupa kıyısında Kilyos’un geniş kumsalları yaz aylarında İstanbulluları çekmektedir. Karadeniz’den içeride, Avrupa kıyısındaki Belgrad Ormanı İstanbul’un çevresindeki en geniş ormandır. İstanbullular, hafta sonlarında, gölgeliklerinde, mangallı aile piknikleri yapmak amacıyla arabalarıyla buraya giderler. Yöredeki 7 adet eski su deposu ve bazı doğal kaynaklar farklı bir atmosfer oluşturur. Osmanlı su kemerlerinden 16.’ncı yüzyılda Mimar Sinan tarafından yapılan Moğlova Su Kemeri en muhteşemidir. Golf Kulübü’nün üzerinden geçen yine Sinan’ın eseri 800 m. uzunluğundaki Sultan Süleyman Su Kemeri Türkiye’deki su kemerlerinin en uzunlarından biridir.

İstanbul’dan 25 km. uzaklıktaki Polonezköy, 19′uncu yüzyılda Polonyalı göçmenler tarafından Asya kıyısında kurulmuştur. Köy atmosferi içinde yürüyüşler, atlı gezintiler yapmak, buraya ilk gelenlerin yakınlarınca sunulan geleneksel Polonya yemeklerinden tatmak için Polonezköy, İstanbulluların uğrak yeridir. Üsküdar’a 70 km. uzaklıkta Karadeniz kıyısındaki Şile’nin kumsalları, restoranları ve otelleri burayı İstanbul’un en hoş tatil mekanlarından biri haline getirmektedir. Turistik açıdan popüler olan yöre, tanınmış Şile bezinin üretildiği yerdir.

Bayramoğlu - Darıca Kuş Cenneti ve Botanik Parkı İstanbul’un 38 km uzağında eşsiz bir dinlenme yeridir. Yaya yürüyüş yolları, restoranları ile bu devasa park dünyanın farklı bölgelerinden gelen kuş çeşitleri ve bitkilerle doludur.

Marmara Denizi’ndeki günlük seyirlerinden sonra yatçıların marinasına yanaşabildiği şirin Eskihisar balıkçı kasabası İstanbul’un güneydoğusundadır. Türkiye’nin 19′uncu yüzyıl büyük ressamı Osman Hamdi Bey’in kasabadaki evi müzeye dönüştürülmüştür. Eskihisar ve Gebze arasında yer alan Anibal’ın mezarı bir Bizans kalesi çevresindeki sitlerdendir.

İstanbul’dan 65 km. mesafedeki popüler tatil yeri Silivri’de birçok İstanbullunun yazlık evi bulunmaktadır. Burası harika restoranları, spor ve sağlık merkezleri ile büyük bir tatil yeridir. Konferans merkezi de iş - tatil karışımı faaliyetleri ve “kültür turizmi” için şehrin hızlı temposundan kaçan iş adamlarını çekmektedir. Tarifeli deniz otobüsü servisi İstanbul’u Silivri’ye bağlamaktadır.

Dokuz ada ile bezeli Marmara Denizi’ndeki adalar Bizanslı prenslerin sürgün yeriydi. Bugün artık varlıklı İstanbulluların yaz aylarında serin meltemlerine ve 19′uncu yüzyıl şık evlerine kaçtıkları mekanlardır. Adaların en büyüğü Büyükada’dır. Çam ağaçları arasında harika bir fayton gezisi yapabilir veya adanın çevresindeki sayısız küçük koylardan birinde denize girebilirsiniz!

Diğer popüler adalar Kınalı, Sedef, Burgaz ve Heybeliada’dır. Muntazam araba vapuru seferleri adaları her iki Avrupa ve Asya kıyılarına bağlamaktadır. Yazın Kabataş’tan hızlı deniz otobüsü servisi vardır.

Dağcılık Turizmi

Dağcılık Turizmi

kaçkar tırmanış kaya dağcılıkTürkiye, farklı yüksekliklerde, zengin jeo morfolojik ve tektonik yapıya sahip, flora ve faunası olan ormanlara ve siluete sahip, zengin av ve yaban hayatı olan dağlarıyla hem kış turizmi hem de dağ yürüyüşü ve tırmanışları için dağcılık sporunu sevenlere olağanüstü çekici ve ilginç olanaklar sunar. Türkiye’yi her yıl dünyanın çeşitli yerlerinden çok sayıda turist dağ tırmanışı ve yürüyüşü için ziyaret etmektedir.

Yabancıların İzne Tabi Dağlara Çıkış Başvuruları

Türkiyedeki Dağ Tipleri

Türkiyedeki dağ tipleri ve önemli dağlarKuzeyden güneye doğru karalaştığı iddia edilen Türkiye günümüzde Kuzey Anadolu Sıradağları, İç Anadolu Masifler, Güney Anadolu Sıradağları ve Güney Doğu Anadolu Sıradağlar Kuşağıyla çevrelenmiştir. Istıranca (Yıldız) Dağları (1000 m), Bursa Uludağ (2543 m) , Bolu Köpoğlu Dağı (2400 m), Ilgaz Dağı (2587) ve Karagöl Dağları (3100m) Kuzey Anadolu Sıradağları kuşağında, Erciyes Dağı (3917m), Hasan Dağı (3263m), Büyük Ağrı Dağı (5137m), Tendürek Dağı (3533m), Süphan Dağı (4058m) ve Nemrut Dağı (3050m) gibi volkanik dağlar İç Anadolu Masifler kuşağında, Toros Dağlar olarak adlandırılan kıvrım sıradağları BeydağlarI (3086m), ortasında Bolkar Dağları (3524m) , Hakkari Cilo (Buzul), Sat (4136m) ve Nur (Amanos) Dağları Güney Doğu Anadolu Sıradağlar Kuşağınla yükselmektedir.

Bu dağlardan, Batı Toroslar (Beydağları), Orta Toroslar (Bolkar Dağları, Aladağlar), Munzur Dağları, Cilo-Sat Dağları ve Kaçkar Dağları (Batı Grubu-Verşembek, Kavran Grubu, Doğu Grubu-Altıparmak) kıvrılma ve kırılma ile oluşan dağlardır. Süphan Dağı, Nemrut Dağı, Hasan Dağı, Erciyes Dağı Ağrı Dağı ve Küçük Ağrı Dağı Volkanik Dağlardır.

Ağrı, Ağrı Dağı

Türkiye’nin en büyük dağı olan Ağrı Dağı jeolojik konumu ve Büyük Tufandan sonra Nuh’un gemisine ev sahipliği yapması dolayısıyla efsanevi özelliği olan bir dağdır. Kutsal kitaplarda da adı geçen Ağrı Dağının farklı dillerde bir çok ismi vardır. Başlıcaları, Ararat, Kuh-i Nuh, Cebel ül Haristir.

Marco Polonun hiç bir zaman çıkılamayacak dediği Dağa ilk tırmanışı, kayıtlara göre 9 Ekim 1829 yılında Prof. Frederik Von Parat tarafından gerçekleştirildi. İkinci kış tırmanışı ise ilk tırmanıştan çok sonra 21 Şubat 1970′ de Dağcılık Federasyonu eski başkanlarından Dr. Bozkurt Ergör tarafından gerçekleştirildi. 1980′li yıllarda binlerce dağcı Ağrı Dağını ziyaret etti. Ağrıya tırmanışa 1990 yılında yasaklandı.1998 de Dağcılık Federasyonunun bir grup dağcıya izin vermesiyle bu yasak kaldırıldı.

Yükseklik 5165 m.
Konumu Doğu Anadolu’da İran sınırları yakınında yükselir. (Aras-Murat Nehirleri arası)
Tırmanış Zamanı Tırmanışlar İçin En Uygun Zaman Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarıdır. Kış tırmanışları zorlu ancak zevklidir.
Özellikleri Ağrı dağı(5165 m.), Anadolu Yarımadası ve Avrupa’nın en yüksek doruğudur. 4000 metreye kadar bazalt daha sonra sonraki yükseklikte andezit lavlarından oluşarak volkanik bir dağ özellikleri gösterir. Dağın doruğunda bir örtü buzulu vardır. Doğu yüzünde Serdarbulak yaylası ve 3896 m. yükseklikteki Küçük Ağrı Dağı yer alır. Ağrı dağı yüksekliği, buzulları, insanları, değişik yapısal görünümleri, kar sınırına kadar kaplı otlukları ve dağ çayırları ile ilginç ve çekici bir görünüme sahiptir.
Ulaşım ve Konaklama Trabzon-Erzurum-Tahran Uluslararası kara yolları Ağrı eteklerini dolanarak İran’a uzanır. Ankara-Erzurum arasında düzenli olarak hava, demir ve karayolu bağlantısı mevcuttur. Dağa en yakın merkez Doğubeyazıt’tır. Buraya Ağrı ve Erzurum’dan ulaşmak mümkündür. Kent ve çevresinde konaklama ve lokanta tesisleri vardır.

Ağrı Dağı Tırmanışları

Malzemeler Krampon, İp (11 mm), Buz Kazması, Emniyet Malzemeleri (Perlon, Buz Burgusu vb)
Yaz çıkışlarında (-5, -10 ºC’ye) dayanaklı uyku tulumu, anorak, rüzgarlık, diğer kamp malzemeleri ile gerekli ihtiyaçlar, Dağcıların çıkışları izne tabi olan Ağrı ve Küçük Ağrı dağlarına tırmanışlarında şu noktalarından hareket etmeleri zorunludur. * Ağrı dağına çıkışlar Doğubeyazıt - Topçatan köyü - Eli Çiftliği güzergahından olmak şartıyla yalnızca dağın Doğubeyazıt sınırları içinde kalan cephesinden yapılmaktadır.

* Küçük Ağrı Dağına ise yalnızca kuzeybatı güzergahından çıkış yapılmaktadır. Ağrı Dağı doruğuna tırmanmak için haberleşme, taşıma güvenlik ve tırmanma açısından en rahat ve sık kullanılan rota güney rotasıdır.

* Doğubeyazıt’ta konaklayan dağcılar tırmanış için gerekli hazırlıkları burada tamamlayarak oto mobil ile Eli köyüne ulaşırlar. Burada su ikmali yapıldıktan sonra 7-8 saatlik bir yürüyüşle 2800 m. yükseklikteki ilk kamp yerine varılır ve burada geceleme yapılır. 2. gün 4-6 saatlik bir tırmanışla 4200 m. dolaylarında ikinci kamp yerine ulaşılır. Doruk tırmanışı için krampon, buz kayması ve ip alınması zorunludur. 8-10 saatlik tırmanışla doruğa ulaşılır ve birinci kamp yeri olan 2800 m. ye dönüş yapılır.

Antalya, Beydağlar

AntalyaToros Dağlarının batı uzantısı olan Beydağları, Antalya Körfezi’nin batısında kuzey - güney doğrultusunda körfeze paralel olarak uzanır. Teke Doruğu, Bakırdağı, Tahtalı Dağ ve Kızlar Sivrisi önemli doruklarıdır. İçlerinde en yüksek olanı 3069 m. ile Kızlar Sivrisidir.

Yılın 300 günü havanın açık olduğu dağa bir günde zirve yapılabiliyor. Zirveden denizi ve Antalya’yı izlemek tırmanışın tüm yorgunluğunu unutturuyor. Eğer uykunuzdan fedakarlık edip güneşin doğuşunu burada yakaladığınızda gözlerinizi kamaştıracak kadar parlak bir gün doğumuna şahit olursunuz.

Yamaç paraşütü yapak isterseniz ve iyi bir hava yakalarsınız muhteşem bir manzarayla karşılaşırsınız. Ayrıca Bey dağları önemli bir dağcılık merkezi olmanın yanında önemli bir kış turizm merkezidir.

Yükseklik 3069 m.
Konumu Toros dağlarının Antalya il sınırları içinde kalan batı bölümünü oluştururlar. Akdeniz kıyıları boyunca kuzey-güney doğrultusunda uzanırlar. Yılın her mevsimi gezi ve tırmanışlar için uygundur. Kış ayları dışında en uygun zaman Nisan, Mayıs ve Haziran aylarıdır.
Özellikleri Genellikle kalker kayalardan oluşan bu sıradağlar, değişik orman örtüleri ile kaplıdır. Bu dağlar üzerinde çok sayıda dağ dorukları yer alır.
Ulaşım Tırmanışlar için en uygun yaklaşma yeri Antalya- Antalya-Kemer ve Antalya-Elmalıdır. Antalya; İstanbul ve İzmir’e deniz kara ve hava yolu, Ankara’ya hava ve karayolu ile bağlıdır.
Tırmanışlar Beydağlarının en yüksek doruğu olan Kılarsivrisine (3069 m.) tırmanış Elmalı üzerinden yapılır. Buradan otomobil ile çevresi sedir ormanları ile kaplı Çamçukuru yaylasına gidilir. Çamçukuruna kamp kuran dağcılar, bir gün içinde doruk çıkışını yapar ve dönerler. Buzdağlarının en ilginç gezi ve tırmanışı Tahtalı Dağındadır, 2360 m. yükseklikteki bu dağ 2000 m. yüksekliğe kadar değişik türde orman örtüleri ile kaplıdır. Orman örtüsünden sonra dağ çayırları bulunur. Tahtalı Dağa çıkış için Kemer’den otomobil ile dağın kuzeyindeki Soğukpınar’a (Soğucaksu) çıkılır. Burada kamp yeri seçilir. Doruk tırmanışı Akdeniz’i gören sırtlar üzerinden yapılır. Tırmanış sırasında her an görünüm ve manzara değişir.

Kayseri, Erciyes Dağı

Erciyes dağıKentin simgesi haline gelen ve tepesinde her zaman duman ve kar bulunan Erciyes Dağı 3916 m. yüksekliğinde dev volkanik bir dağdır. Püskürttüğü lavlar sonucunda Peri bacalarını oluşturan dağ antik çağlarda eteklerinde yaşayan Mezeke haklını o kadar etkilemiştir ki, Mezekeliler sikkelerinde tepesinden lav püsküren Erciyes Dağını resmetmişlerdir. Dağa çıkmayı ilk başaran 1837 yılında W.J. Hamilton’dur. Dağa çıkan ilk Türk ise 1924 yılında Miralay Cemil Cahit Beydir.

Erciyse bir dağcılık merkezi olmasının yanı sıra Türkiye’nin önemli bir kış turizm merkezidir. Ayrıca Dağın zirvesine çıktığınızda hava açıksa Kapadokya’ dan Toroslar’ a kadar uzanan bir bölgenin muhteşem manzarasını izleyebilirsiniz.

Yükseklik 3916 m.
Konumu Orta Anadolu’da Kayseri ilinin hemen güneyinde yükselir.
Tırmanış Zamanı Yaz tırmanışları için en uygun zaman Mayıs-Ekim ayları arasıdır.
Özellikleri Sönmüş genç bir volkan dağ, Orta Anadolu’nun en yüksek doruğudur. Dağın kuzeyinde 700 m. uzunlukta bir dağ buzulu vardır. Doğu yüzünde 2100-2900 m. yükseklikte yer alan Tekir yaylası bir kış sporları merkezidir. Telesiyejden sonra kamp yeri olan Çobaninine kışın yürüyerek yaklaşık 2,5-3 saatte gidilir. Tırmanış genellikle çoban ininden mola taşına kadar bir saat sürer. Mola taşı tam şeytan deresinin ağzındadır. Buradan, küçük zirve yaklaşık 2-3 saat sürer. Kış ayları Şeytan deresinde çığ tehlikesi olabilir. Bahar aylarında taş düşmesi yüzünden (Mayıs, Haziran ayları) kask kullanılması gerekir. Tur kayağı ile zevkli tırmanışlar yapılabilir.
Ulaşım ve Konaklama Ankara ve İstanbul’dan Kayseri’ye otobüs, tren yada uçakla ulaşılabilir. Tekir yaylasında 100 yataklı kaloriferli ve telefonlu bir dağ evi mevcuttur. Kayseri’de çeşitli konaklama ve lokanta tesisleri bulunmaktadır. Tekir yaylasında ayrıca özel idareye ait 100 yataklı yeni ve modern bir otel işletmeye açılmıştır.

Erciyes Dağı Tırmanışları

Malzemeler Krampon, İp, Kazma, Kask, Muhtelif Emniyet Malzemeleri (Sikke, Buz Burgusu vb), Kamp Malzemesi
Tekir Yaylasından Tırmanış En emin tırmanıştır. Kayseri’ye 25 km. uzaklıktaki dağ evine Hisarcık üzerinden gidilir. Dağ evinden 8-10 saatlik bir sürede ana doruğa çıkış ve iniş gerçekleştirilir. Kuzeybatıdan Tırmanış: Erciyes için biraz güç ancak zevkli bir tırmanıştır. Kayseri’den otobüs yada otomobil ile Hacılara gidilir. Buradan Akın yurdu üzerinden geçilerek Sütdonduran yaylasında (2850 m.) kamp kurulur, tırmanışa devam edilerek doruğa ulaşılır.

Mersin-Bolkar Dağları

Bolkar Dağları MersinAlp dağlarının Türkiye’ deki kanadını oluşturan Bolkar dağları, güneybatıda Reşadiye’ den başlayıp Anadolu’nun güney kıyılarına paralel olarak uzandıktan sonra, doğuda İran’ın Zağanos Dağlarına bağlanır.

Bolkar dağlarında 3000 metreyi aşan bir çok zirve bulunuyor. Bunlardan Medetsiz(3524 m.) aralarında en yüksek olanıdır. Meydan ise Bolkar dağlarını görmek isteyenler için çok iyi bir kamp noktasıdır. Meydan’a yaklaşık 45 dakika uzaklıkta, güney batıda bulunan Karagöl (2650 m.) çok güzel bir kamp noktasıdır ve buraya Haziran ayında gidilirse gölü sarı ağırlıklı çiçeklerin kuşattığı görülür. Ayrıca kökleri Orta Asya’ya uzanan Yörüklerin arasında, binlerce yıldır bozulmamış geçmişe de yolculuk yapmanız mümkündür.

Yükseklik 3524 m.
Konumu Orta Toros dağlarının Niğde-Mersin İlleri arasında kalan uzantısıdır.
Tırmanış Zamanı Yaz tırmanışları için en uygun zaman 15 Mayıs-15 Ağustos tarihleri arası, Kış tırmanışları için en uygun zaman Aralık sonu, Ocak başı ile Şubat sonu, Mart başıdır.
Özellikleri Kalker kayalardan oluşan kıvrımlardan yaz mevsiminde yer yer kalıcı karlarla kaplıdır. Değişik türde orman örtüleri, dağ çayırları ve bitki topluluklarına sahiptir.
Ulaşım En yüksek doruk olan Medeksiz doruğuna ulaşmak için Ankara-Adana karayolundan Ulukışla-Çiftehan ve Pozantı-Çamalan alınır.

Bolkar Dağı Tırmanışları

Medeksiz doruğuna tırmanış için Çiftehan üzerinden Maden köyüne gidilir. Yaz aylarında Maden köyünden sonra Meydan Yaylasına kadar arazili arabalarla gidilebilir. Burası aynı zamanda kamp yeridir. Çamalan üzerinden hareket edilmesi halinde Elmalıpınarı’na otomobil ile ulaşılır. Buradan başlatılacak gezi ve tırmanışlar için her dağcı kendine göre bir çıkış yolu seçebilir.

Niğde, Aladağlar

NiğdeKayseri - Niğde - Adana illeri arasında bulunan Aladağlar, bitki örtüsü ve hayvan çeşitleri bakımından zengin bir çeşitliliğe sahiptir, bu nedenle dağın 54.524 hektarlık bir bölümü 1995 yılında Milli park ilan edilmiştir.

Aladağlarda tırmanışlar için 3700 metre üzerinde üç doruk, 3000 metrenin üzerinde çok sayıda doruk olan dağ içinde bir çok gölün bulunduğu genişçe bir kazanı andırır. İlk baharda eriyen karlardan dolayı bir çok göl oluşur ama kurak yaz mevsiminde bir çok göl buharlaşıp yok olur. Sadece yer altı suyu ile beslenen bir kaç göl kalır.

Yükseklik 3756 m.
Konumu Niğde il sınırları içinde devam eden Toros dağ kıvrımlarının (Orta Toroslar) en yüksek doruklarıdır.
Tırmanış Zamanı En uygun zaman Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül ayları
Özellikleri Kalker kayalardan oluşmaktadır. Emli ve Barasama vadileri dışında ormanlık alan görülmez, Alpin bitki toplulukları gelişmiştir.
Ulaşım ve Konaklama Aladağlara ulaşım için üç ana yol bulunmaktadır. Batı Yönünden: Niğde’den araçla 1,5 saatte Çukurbağ veya Demirkazık köyüne gidilir. Bu köyde her tür otel hizmeti veren bir dağ evi vardır. Güney Yönünden: Adana’dan Karsantıya buradan da Acıman veya Trak yaylarına gidilir. Kuzey-Kuzeydoğu Yönünden: Kayseri’den Yahyalıya buradan da Barazama veya Büyük Çakır (Şelale) köylerine gidilir.

Aladağlar Tırmanışlar

Malzemeler Normal Kamp Malzemeleri, İp, Emniyet Malzemeleri (Karabin, Sikke, Perlon Bant vb), -Kişisel Gereçler
Demirkazık Tırmanışı Aladağların en yüksek zirvesi olan Demirkazık (3756 m.) tırmanışı için Çukurbağ köyünden yaya olarak 1,5 saat uzaklıktaki Sokulupınar kamp yeri olarak seçilir. Kamp yerinden doruğa tırmanış ve dönüş normal olarak 10-12 saat sürer. Aladağlara çok sayıda tırmanış yapacaklar Yedigöller Vadisini kamp yeri olarak seçmelidirler. Çukurbağ köyü-Yedigöller yaya 10-12 saattir. Yedigöllerden Emler Zirvesi, (3723 m) Kızılkaya (3723 m), Direktaş (3470 m) doruklarına çeşitli çıkış yollarından ulaşılır. Demirkazık Köyünde Özel İdarece yaptırılmış bulunan 100 yataklı yeni ve modern bir Dağ Evi bulunmaktadır. Burada yemek ve duş imkanı olduğu gibi, bir kütüphanesi ve dinlenme salonları da mevcuttur. Dağ evinden hareket edilerek Demirkazık ve Küçük Demirkazık (3425 m) zirvelerine tırmanmak mümkündür. Ayrıca Çukurbağ köyünden hareketle 1,5-2 saatlik bir yürüyüş sonunda Emli vadisine varılır. Buradan da Kaldı (3734 m), Güzeller (3461 m) ve Alaca (3588 m) zirvelerine tırmanmak mümkündür

Rize, Kaçkar Sıradağları

Rize kaçkarlarRize ve Hopa arasında yer alan yıl boyunda gözlenebilen keskin buzulları, masmavi gölleri, yeşilin her tonuna sahip ormanları, coşkulu dereleri, bin bir çeşit bitkileri ve hayvanları ile doğal bir park görünümünde olan Kaçkar sıradağlarının en yüksek tepeleri Altıparmak (3480 m.), Kavran (3932 m.) ve Verçenik (3710 m.) dir.

Güney rotasından çıkışı kolay olan Kaçarları her yıl yüzlerce dağcı dağı ziyaret etmektedir. Eğer sis yoksa Doğu Karadeniz dağlarının muhteşem görüntüsünü izleyebilirsiniz. Kuzey rotasını ise daha çok deneyimli dağcılar tercih ederler ve kuzeyden zirve yapmanın başka bir avantajı geri dönüşte Ayder yaylasında kaplıcalara uğrayabilmenizdir.

Dağa yaz aylarında tırmanmak ne kadar kolay ise kış aylarında tırmanmak o kadar zordur. Kış aylarında kar vadileri doldurur, yaylaları örter ve evler yok olur. Ayrıca buzulların eğimi her zaman çığ düşmesine uygundur.

Yükseklik 3932 m.
Konumu Doğu Karadeniz de, Rize-Hopa kıyılarında paralel olarak uzanır.
Tırmanma Zamanı Yaz Tırmanışları için en uygun zaman Ağustos ve Eylül ayları, Kış Tırmanışları için en uygun zaman Şubat ve Mart ayları, Özellikleri Genel olarak, granit, siyanit, granodiorit ve andezit taşlardan oluşan bir yapıya sahiptir. Şiddetli akarsu ve buzul aşındırması sonucunda sert ve arızalı bir görünüm kazanmıştır. Deniz kıyısında yükselmeye başlayan bu dağların kuzey yamaçları gür orman örtüleri ile kaplıdır. Kaçkar dağları batıdan doğuya doğru 3 bölüm halinde uzanır. Batıda Verçenik, Ortada Kavran ve Doğuda Altıparmak dağları yer alır.

Ulaşım Kaçkarlara en kolay ulaşım kuzey yönündendir. Bu yön için Trabzon-Rize-Ardeşen üzerinden Çamlıhemşin’e gidilir. Bu yol 75 km.dir. Kaçkar zirvesi yönünde yürüyüş yapmak için Ayder Yaylası’nda konaklamak mümkündür. Buradan “Aşağı Kavron - Yukarı Kavron” yoluyla Kaçkar zirvesi eteklerine ulaşılır. Kaçkar Dağlarının diğer bir önemli zirvesi olan Verçenik’e ise, Çat ve Başhemşin üzerinden ulaşılıyor.

Kaçkar Tırmanışları

Kavran Doruklarına Tırmanış (Kuzeyden) Tırmanış için hazırlıklar son olarak Ayder’ de yapılır. Otomobil ile istenirse Aşağı Kavran ve Yukarı Kavran’ a kadar gidilir. Aşağı Kavran’la Yukarı Kavran arası yürüme ile gidilirse 1,5 saat zaman alıp Yukarı Kavran’dan 2 saatlik bir yürüyüşle 2900 m. yükseklikteki Boğaçayırı (Öküzçayırı) mevkiine ulaşılır ve kamp kurulur. Kamp yerinden Kavran dağları doruklarına çeşitli tırmanışlar yapılabilir. En yüksek doruk olan Kaçkar(Kavran), (3932 m.)kamp yerinin güneyinde yükselir. Kuzeyden 7-9 saatlik tırmanışla doruğa varılır.
Kavran Doruklarına Tırmanış (Güneyden) Yusufeli, Barhal, Yaylalar (Hevek), Olgunlar, Meretet rotası takip edilerek tırmanılır. Erzurum’dan Yusufeli Olgunlar’a ulaşım yörenin araçları ile yapılmaktadır. Ayrıca istenildiğinde Yusufeli’nden her an araç kiralamak mümkündür. Son hazırlıklar Yusufeli’nde yapılır. Beslenme konusunda , kalan eksikler Yaylalar (Hevek) köyünden temin edilebilir. Bu bölgede barınmak için pansiyonlarda mevcuttur. Olgunlar mahallesine kadar araba gitmektedir. Bu bölgede çadır kurmak için kamp yerleri de bulunur. Ayrıca malzeme taşımak için hayvan kiralama imkanı mevcuttur. Yaylalar köyünden ana kamp yeri olan Dilberdüzü mevkiine 5 saatlik yürüyüşle çok rahat gidilir. Ana kampın çevresinde günü birlik gezi ve tırmanışlar yapılacak doruklar mevcut olup kamp yerinden Kaçkar Dağı doruğuna değişik rotalardan tırmanılmaktadır. 9-10 saatlik bir tırmanışla doruğa tırmanılıp kamp yerine varılır. Ağustos ve Eylül aylarında krampon, kazmaya ihtiyaç yoktur. Kaçkar doruğu kamp yeri olan Dilberüzü’nün (Büyük dağ düzü) kuzeyinde kalır. Doruk kamp yerinden görülmez. Doruğu görebilmek için kamp yerinin güneyinde ve güneybatısındaki tepelere 30 dakika tırmanmak gerekir. Kamp yerinin yüksekliği 3000 metredir. Her iki rotadan da geçiş mümkündür. Güney rotasından Altıparmak dağlarına gitme imkanı vardır.
Altıparmak Dağlarına Tırmanış Tırmanışa kuzeyden başlandığında Ayder ve Dutha yaylası geçilir. Agveçur, Kaçkar ve Zigam yaylarından kamplar kurularak Karataş (3492 m.) ve Altıparmak (3480 m) doruklarına çıkılır. Tırmanışa güneyden başlayanlar otomobil ile Erzurum’dan Altıparmak Barhal köyüne gelirler. Buradan 5 saatte yaya olarak Karagöl kamp yerine ulaşırlar. Kamp yerinden her dağcı, kendi tekniğine göre istediği doruğa ulaşır.

Tunceli, Mercan (Munzur) Dağları

Yükseklik 3370 m.
Konumu Orta Toros Dağlarının Kuzey Anadolu Dağları ile Güney Doğu Toroslar civarında Tunceli ve Erzincan illeri arasında yükselen uzantısıdır.
Tırmanış Zamanı Tırmanış için en uygun zaman 15 Haziran, 30 Ağustos tarihleri arasıdır.
Özellikleri Kalker kayalardan oluşan bu dağlar çok arızalı ve dişli doruklu bir topografya sunarlar. Üzerinde çok sayıda göller yer yer kalıcı karlar görülür. Genellikle dağ çayırları ile örtülüdür. Ovacık yolu üzerinde Munzur Vadisi Milli Parkı bulunur.
Tırmanışlar Mercan Dağlarının Akbaba doruğuna ulaşmak için Ovacık’ın kuzeyinden Mercan deresini izlemek gerekir. Doruk tırmanışı için her dağcı kendi tekniğine göre çıkış yolu seçer.

Van, Süphan Dağı

Yükseklik 4058 m.
Konumu Doğu Anadolu’da Van gölünün kuzeyinde Adilcevaz - Erçiş ve Patnos arasında yükselir.
Tırmanış Zamanı Tırmanış için en uygun zaman Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül aylarıdır.
Özellikleri Sönmüş bir volkan olan Süphan dağı, Anadolu’nun üçüncü yüksek doruğudur. Doruk bir örtü buzulu ile kaplıdır.
Ulaşım Erzurum yada Van’a uçak, tren yada karayolu ile ulaşılır. Bu merkezlerden karayolu ile Erçiş üzerinden Adilcevaz’ a geçilir.
Tırmanışlar Süphan dağına genellikle doğu yüzünden tırmanış yapılır. Tırmanış, sırasında Van gölü her an birbirinden değişik ve güzel görüntüler sunar. Doruk tırmanışına Aydınlar köyünden başlanır. Buraya 6-7 km. uzaklıkta ve 2500 m. yükseklikte Şekerpınarı yada Süphan yaylasında kamp kurulur, kamp yerinden doruğa tırmanış ve dönüş, 8-10 saatlik bir zaman alır.

Botanik Turizmi

Botanik Turizmi

Botanik turizmiÇeşitli coğrafi özellikleri, coğrafi farklılığın getirdiği iklim çeşitliliği, üç kıta arasında doğal bir köprü olması, Anadolu Yarımadası’nı dünyada benzerine az rastlanan bir bitki çeşitliliğine sahip kılmıştır. Avrupa’nın tamamında varolan bitki sayısı toplam 12.000 adet iken bu sayı ülkemizde 9.000 adettir. Ülkemiz bitki çeşitliliği açısından ise Avrupa’dan üstündür. Zira dünyada sadece belli bir bölgede yetişen veya anavatanı belli bir bölge olan (endemik) bitkiler açısından ülkemiz Avrupa’dan üstün olmanın da ötesinde dünyanın birkaç bölgesinden biridir. Avrupa’nın endemik bitki sayısı toplam 2.750 adet iken bu sayı ülkemizde 3.000 adettir. Sadece Antalya ilimizdeki endemik bitki sayısı 600′dür. İngiltere’nin toplam bitki sayısı 2.000 dir (Ülkemizde 9.000). Akdeniz ülkelerinden İspanya ile Eski Yugoslavya’nın 500′er adet endemik bitkiye sahip olduğu bilinmektedir. Toplam bitki sayısı bazında Bulgaristan’ın 3.650, Yunanistan’ın 5.000, Kıbrıs’ın 2.000, Suriye-Lübnan’ın 3.500 Irak’ın 4.000, İran’ın 8.000, Fransa’nın 4.500, Almanya’nın 2.500,İtalya’nın 5.600, İspanya’nın 5.000, Romanya’nın 3.400 İngiltere’nin 2.000, Macaristan’ın 2.214, İzlanda’nın 377, Norveç’in 1715 adet bitkiye sahip oldukları bilinmektedir.

Ülkemizde en çok endemik bitkiye sahip 3 ilimiz 578 bitkiyle Antalya, 478 bitkiyle Konya ve 366 bitkiyle İçel’dir. Görüleceği üzere Antalya Botanik turizmiili tek başına İspanya, Eski Yugoslavya gibi ülkelerden daha zengindir. İçel İlimizin de Endemik (ve Endemik olmayan) bitki zenginliği açısından çoğu Avrupa ülkesinden zengin olduğu kolayca tahmin edilebilir. Antalya ve İçel bir arada düşünülürse, bu iki ilimizin bitki potansiyeliyle Avrupa ülkeleri karşısında rakipsiz olacakları kolayca görülür.

Türkiye haricinde Avrupa’nın en çok endemik bitkisine sahip ülkesi Yunanistan 800 endemik bitkiye sahiptir. Rakip ülke olan İtalya’nın endemik bitki sayısı 712′dir. Japonya’nın endemik bitki sayısı 2.000, ABD’nin 4.036, İsviçre’nin ise 1′dir. Dikkat edileceği üzere ülkemizin vilayetleri Avrupa ülkeleri ile karşılaştırılabilmekte, ancak Avrupa kıtası toplamda Türkiye’den daha fakir kalmaktadır.

Türkiye’nin bitki zenginliğinin en önemli nedenlerinden biri, buzul çağlarında Anadolu’nun bitkiler için bir sığınak olmasıdır. Günümüzde de Türkiye hiçbir Avrupa ülkesinde olmayan bir şekilde 3 farklı bitki alanının kesişme noktasında yer almaktadır.Bu bitki alanları Akdeniz Bitki Alanı(Akdeniz ve Ege bölgelerini kapsamaktadır), Avrupa-Sibirya Bitki Alanıdır. (Karadeniz ve Marmara bölgesini kapsamaktadır), İran-Turan Bitki Alanı (İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgesini kapsamaktadır)

Akdeniz Bitki Toplulukları

Akdeniz bitki toplulukları Akdeniz coğrafi bölge sınırlarını aşarak Ege, Marmara, Orta Karadeniz ve AkdenizGüneydoğu Anadolu’nun batı kesimlerine dek yayılmıştır. Akdeniz bitki topluluğunun en önemli bitki topluluğu sayılan maki, botanik açıdan “bodur orman”,olarak da tanımlanmakladır. Fizyolojik yapısıyla (kalın ve meşin gibi) yaprakları yaz dönemi kuraklığına dayanacak bir su ekonomisine sahip olan maki bitki toplulukları deniz seviyesinden başlayıp 300 - 400 metre yüksekliğe, hatta uygun koşullarda dahayüksek alanlara doğru uzanmaktadır. Maki birliğini oluşturan ağaççık ve çalıların kendine özgü güzel ve kuvvetli kokuları vardır. Menengiç, sakız, kocayemiş, sandal, mersin, pırnal meşesi, akçakesme, lâden, funda, defne, delice, katırtırnağı makitopluluğunun en çok rastlanan üyeleridir. Ağaççıkların alt kısımlarında adaçayı, kekik, ballıbaba, düğünçiçekleri, çançiçekleri, siklamen, glayöl, salep, Manisa lalesi, çiğdem, menekşe, karanfil gibi otsu bitkiler yetişmektedir.

Akdeniz Diğer bir Akdeniz bitki topluluğu üyesi de “sığla” ağacıdır. Diğer ismi günlük olan bu ağaç Muğla ilinin Fethiye, Köyceğiz, Marmaris ve Datça ilçelerinin, taban suyu yüksek olan kıyı kesimlerinde, küçük orman öbekleri halinde bulunur. Kızılçam ağacıdamaki kadar Akdeniz’e özgü bir bitki türüdür. Genellikle makiden sonra başlayarak deniz seviyesinden 800 -1000 metre yüksekliğe, hatta uygun iklim şartlarında 1200 metre yüksekliğe kadar uzanmaktadır. Akdeniz ve Ege kıyılarında yer yer, denize gölgesivuracak kadar kıyıya yakın yerlerde de yaşayan kızılçam, yangına en duyarlı ağaçtır. Kızılçam ormanlarının üst sınırında yer alan, gövdeleri üzerinde 30-35 metre yükselebilen karaçam ağaçları deniz seviyesinden 900-1000 metre yükseklikte başlayıp 1800-1900 metreye yüksekliğe kadar uzanan alanlarda yetişmektedir. Bölgenin bazı kesimlerinde kızılçamdan sonra sedir ve göknar topluluklarına da rastlanmaktadır.

Lübnan sediri olarak tanınan bu ağaç türü, Antalya’nın kuzeybatısında Katranardıcı ile birlikte bulunur. Antalya’nın doğusunda, Köprülü Kanyon Millî parkın Akdenizhavzasındaki yegane servi ormanı (700 hektar) yer almaktadır. Doğu Akdeniz bölgesinde Amanos dağlarında lokal olarak bulunan kayın ormanı bu ağaç türünün güneye yayılan en uç noktasıdır. İç Ege’deki palamut meşesi, Bergama yakınlarında fıstık çamı veEğirdir-Kovada yakınlarındaki endemik bir tür olan kasnak meşesi ve sedirle karışık ormanlar görülmeye değer yerlerdir.

Karadeniz (Avrupa-Sibirya) Bitki Topluluğu

Ilıman bir iklim ve düzenli bir yağış rejiminin etkisi altında bulunan Karadeniz bitki topluluğu, Karadeniz Bölgesinin tamamı ile Marmara ve Trakya’yı kapsamakla beraber yer yer iç ve Doğu KaradenizAnadolu bölgelerine de sokulmaktadır. Bütün Karadeniz bölgesindehakim bitki örtüsü ormandır. Çayırlar Marmara ve Trakya’da yaygındır. Karadeniz bitki topluluğunda, özellikle doğu kesiminde fındık ve gürgen türlerinin hakim olduğu alanlarda, meşe, dişbudak, kestane, ıhlamur, akçaağaç, kızılağaç, karaağaç, muşmula,tatlan, kızılcık, yabani erik, yabani vişne, yabani kiraz, defne ve mürver ağaçlarıyla zenginleşen bir orman dokusu yer alır. Sahil kesimlerinden itibaren 700 - 900 metre yüksekliğe çıkan bitki dokusu alt seviyelerde ormangülü, böğürtlen, kurtbağrı,ateşdikeni, yabangülü, hanımeli, şimşir gibi ağaççık ve, çalılara dönüşür.

GöknarBu bölgeye has olan bitkiler, Akdeniz’dekilerin aksine, bol su kullanan türlerdir. Yetişkin bir kayın ağacı, terleme yoluyla atmosfere bir günde yarım ton su vermektedir. Bir kayın ormanı için bu miktar milyonlarca tonu ulaşmaktadır. Bu bitkitopluluğunun üst seviyelerinde 600 - 700 metre yükseklikten itibaren kayın ağaçları görülür. Daha yükseklerde 1. 100 - 1. 300 metrelerde kayın-köknar karışımı başlar ve 1. 800 - 2. 000 metrelere kadar yükselir. Bu bitki topluluğu içinde meşe, gürgen,karaçam, porsuk ağaçları da yer alır. Ayrıca Karadeniz’in doğu ucunda köknar ağaçları yerlerini orman içinde 2. 300 - 2. 400 metrelere kadar yükselebilen ve yüksek irtifalarda yaşamayı başarabilen lâdin ağaçlarına bırakır. Yüksek seviyelerin daha aznemli bölgelerinde sarıçam ormanları, güneye bakan yamaçlarda orta seviyelerde meşe ormanları geniş yer kaplamaktadır.

İran-Turan Bitki Alanı (Bozkırlar)

Trakya ‘dan İran ve Irak sınırlarımıza kadar uzanan geniş alanlarda görülen ve irangenellikle kurakçıl bitki türlerinin meydana getirdiği bozkırlar Anadolu’nun en yaygın bitki örtüsüdür. Yağışların bir ağacın ihtiyacını karşılamaya yetmediği yerlerde, birveya birkaç yıl ömürlü bitkilerin varlıklarını sürdürmesiyle oluşan bozkır bitki örtüsü kimi zaman yağışın bol olduğu yerlerde de gelişebilmektedir.

Genellikle ağaçsız topraklarda yetişen bozkır bitkileri Anadolu topraklarını yağmurun ve iran turanrüzgarın hışmından yani erozyondan esirger. Bitki çeşitliliği bakımından olağanüstü zengin olan bozkırlar kimi zaman bir tek bitki ailesinin yüzden fazla türünüiçinde barındırabilmektedir. Bu çeşitlilik bozkıra büyük bir renk ve doku zenginliği getirmektedir. Özellikle ilkbaharda Anadolu topraklarını birkaç ay için yeşillendiren, sarı, kırmızı, mavi, mor, pembe renklerle bezendiren papatya, çiğdem, menekşe,gelincik, düğünçiçekleri, kandamlaları, ballıbabalar, sığırkuyrukları, devedikenleri, gevenler, çoban yastıkları, peygamberçiçekleri, hazeranlar ve daha niceleri, kısa süreli ömürleriyle bulundukları coğrafyayı bir renk cümbüşüne dönüştürürler. Bozkırçiçekleri zengin renkleri ve biçimleriyle sanat ürünlerine yansıtılmış, pek çok benzersiz motifleri olan kilimler dokunmuştur.

Alpin Kuşak Bitki Topluluğu

Alpin kuşağı bitki toplulukları orman eko sistemlerinin üst sınırından Alpin kuşakbaşlayıp kar örtüsünün devamlı olduğu (ortalama 2. 000 - 3. 500 metreler arasındaki) yüksekliklere kadar uzanırlar. Engebeli ve dağlık bir ülke olan Türkiye’nin, üç bin metreyi aşkın129 adet zirveye sahip olduğu hatırlanırsa Alpin kuşak bitkilerinin ülkede oldukça geniş bir alan kapladığı hatta ‘yayla’ olarak bilinen otlakların hep bu bitki kuşağı içinde yer aldığı söylenebilir.

Alpin kuşağı bitki topluluklarında ağaç bulunmaz, bozkırlarda olduğu gibi, bir ya da birkaç yıl ömürlü ancak çetin doğa koşularına dayanıklı otsu bitkiler yer alır. Ancak burada ağaçların yetişmesine imkan vermeyen kısıtlayıcı etken yağış azlığı değil,ortam ısısının düşük oluşudur. Ekim ayından Alpin Kardelenmayıs ayına kadar devam eden kar örtüsü, bitkiye yaşaması için, en fazla dört beş aylık bir süre tanımaktadır. Alpin kuşağın yukarı kısımlarında artık ot bile görülmez olur. Sadece kayaların üzerinde renk renkyosun ve mantar birliği olan likenlere rastlamak mümkündür.

Alpin bitki kuşağının alt seviyeleri toprağın kalın olduğu, özlü çayır otlarının bolca bulunduğu yerlerdir. Yukarılarda genellikle toprak tabakası incelir ve bitki örtüsü seyrekleşir. Buralarda genellikle kaya yarıklarının meydana getirdiğikuytuluklarda mine, hercai menekşeler, yıldız çiçekleri, kar çiçekleri, kardelenler, düğünçiçekleri, yalaçiçekleri, damkorukları, taşkıranlar, zambaklar, süsenler, ve ağlayan gelin çiçekleri ile karşılaşabilirsiniz. Doğu Karadeniz yaylalarında sarı vebeyaz çiçekli orman gülü ile büyük çan çiçekleri, sonbahar çiğdemleri de bu bitki topluluğunun üyeleridir.

Endemik (Özgün) Bitki Türlerimiz

Anavatanı Türkiye olan bitki türlerimiz arasında çiçekli bitkilerin yanısıra tarımı yapılan kültür bitkilerimiz de bulunmaktadır. Estetik amaçlı yararlanılabilecek özgün bitki türleriyle ilgili örnekler aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

İlin Adı
Bitkinin Latince adı Bitkinin Türkçe adı
Adana
Crocus Adanensis,
Ophrys Cilicica,
Viola Cilicica
Adana çiğdemi,
Adana Orkidesi,
AdanaMenekşesi
Ağrı
Campanula Aghrica,
Rosa dumalis,
Rosa pisiformis
Ağrı çan çiçeği,
Gül,
Gül
Ankara
Crocus Ancyrensis,
Dianthus Anatolicus,
Dianthus Ancyrensis
AnkaraÇiğdemi,
Anadolu karanfili,
Ankara karanfili
Antalya
Crocus Pamphylicus,
Crocus Antalyensis,
İris Pamphylica,
Campanula antalyensis,
Fritillaria carica,
Rosa dum. antalyanus
Pamfilyaçiğdemi,
Antalya Çiğdemi,
Pamfilya Süseni,
Antalya çan çiçeği,
Karya ters lalesi,
Antalya gülü
Artvin
Crocus Artvinensis,
Lilium Artvinense,
Dianthus artvinensis
Artvin çiğdemi,
Artvinzambağı,
Artvin karanfili
Aydın
Fritillaria bithynica Bitinya ters lalesi
Bilecik
Fritillaria fleisheriana Ters lale
Bolu
Crocus Abantensis Abant çiğdemi
Çankırı
CrocusIlgazensis Ilgaz çiğdemi
Elazığ
Fritillaria baskilensis Baskil ters lalesi
Gazi Aantep
Galanthus antepensis Antep kardeleni
Hakkari
CrocusHakkariensis,
Campanula Hakkarica
Hakkari Çiğdemi,
Hakkari Çançiçeği
Isparta
Rosa dumalis Gül
İstanbul
Crocus İstanbulensis İstanbulçiğdemi
Kayseri
Anthemis argaea,
Campanula argaea,
Silene argaea,
Silene caesarea
Erciyes papatyası,
Erciyes çan çiçeği,
Erciyes nakılı,
Kayseri nakılı
Konya
Violaİsaurica İsaurya menekşesi
Mardin
İris Mardinensis Mardin Süseni
Muş
Dianthus Muschianus Muş karanfili
Sivas
Campanula Sivasica SivasÇançiçeği
Trabzon
Anthemis..Trapezuntic Trabzon papatyası
Tunceli
CampanulaMunzurensis Munzur Çançiçeği

Yemeklik Endemik Bitkiler

Yemeklikİnsanlığın beslenmesinde kilit rol oynayan tarla bitkilerinin % 30′u Anadolu’dan köken almıştır (Örneğin: kiraz, badem, kayısı, buğday, nohut, mercimek, incir, lale, kardelen ve çiğdem).Ülkemiz endemik bitkilerinden bazıları kültür bitkilerini içermekte, kültür bitkileri olmayan bazı yabani bitkiler de kültür bitkileriyle birlikte yemek malzemesi olarak kullanılabilmektedir.

Türk mutfağının zenginleşmesi ve rakipsiz olması açısından bu bitkiler önem arz etmektedir.

Orkide : Ülkemizde endemik orkide çeşitleri vardır. Bunlardan sahlep yapılabilmekte, K. Maraş ilinde ise dondurmalara katılmaktadır. Maraş Dondurmasının meşhur olmasının kaynağında orkidelerden elde edilen sahlep önemli rol oynamaktadır. Nitekim bu ilimizde endemik olarak Cephalanthera kotschyana, Dactylorhiza Osmanica (Osmaniye orkidesi) orkideleri yetişmektedir.
Badem: Ülkemizde endemik badem ağaçları bulunmakta olup, bunlar Elazığ, Hakkari, Mersin, Maraş ve Van’da yetişmektedirler.
Tere: Salatalarda kullanılan terenin ülkemizde birkaç endemik çeşidi olup, bu türler ülkemizin Adana, Bitlis, Hakkari, Kastamonu, Konya, Maraş, Niğde ve Van illerinin endemik bitkilerindendir.
Kuşkonmaz: Önemli bir besin maddesi olan kuşkonmaz sebzesinin ise 3 ilimizde endemik olarak bulunduğu bilinmektedir. Antalya’da Asparagus Lycicus (Likya kuşkonmazı), Konya ve Mersin’de Asparagus Coodei, Yine Konya’da Konya’nın antik dönemdeki ismiyle adlandırılan Asparagus Lycaonicus (Likonya veya Konya Kuşkonmazı)
Pancar: Ülkemize endemik olan iki adet pancar bitkisi vardır ve isimleri bulundukları bölgelerle ilgilidir. Adanada Beta Adanensis (Adana pancarı) ve Çanakkalede Beta Trojana (Troya Pancarı).
Kiraz: Ülkemiz kiraz çeşitleri açısından da endemik bitkilere sahiptir. Örneğin Amasya, Erzurum, Kayseri, Niğde ve Tokat illerinde Cerasus İncana, Erzincanda Cerasus Erzincanica (Erzincan kirazı), Sivas’ta Cerasus hippophaeoides türleri ülkemizin endemik kirazlarını oluşturmaktadırlar.
Nohut: Antalya’da Cicer İsauricum, Mardinde Cicer reticulatum ülkemizin endemik nohutlarıdır.
Keten: Dokumacılık ve yemek sektöründe yararlanılan keten bitkisinin endemik çeşitleri açısından ülkemiz oldukça zengindir. Birçok ilimizde bu bitkinin birkaç tane endemik olanı görülmektedir. Örneğin Adanada Linum Pseudanatolicum, Amasyada (4 adet endemik) Linum ..anatolicum (Anadolu keteni), Ankarada (3 tane), Antalya’da (3 tane) Linum Pamphlyicum (Pamfilya keteni), Denizli (3 adet ) örnekleri verilebilir.
Kekik: Endemikkekik türleri açısından da ülkemiz çok zengindir. Örnek olarak; Adanada Origanum amanum (Amanos kekiği), Afyonda Origanum Sipyleum (Spil kekiği), Tuncelide Origanum munzurensis (Munzur kekiği) sayılabilir.
Madımak: Kırsal kesim insanlarımızda önemli bir yiyecek maddesi olan, hatta türkülerde bile adı geçen madımak bitkisinin ülkemizde zengin endemik türleri olduğu görülmektedir. Örneğin Afyonda Polygonum Afyonicum (Afyon madımağı), Antalyada P. salebrosum, Kayseride Polygonum cappadocicum (Kapadokya madımağı), Muğlada P. Karacae, Samsunda Polygonum Samsunicum, (Samsun madımağı), Sivasda Polygonum Sivasicum (Sivas Madımağı) verilebilecek örneklerdir.
Armut: Ülkemizin endemik armut çeşitleri açısından da zengin olduğu görülmektedir. Örneğin; Antalyada Pyrus boisseriana… crenulata, Bingölde Pyrus yaltirikii, Bitlis, Diyarbakır, Samsun ve Elazığda Pyrus Syriaca, Hakkaride Pyrus Hakkairica ve P. Solicifolia (Hakkari 3 adet armut çeşidi ile en zengin ilimiz), Uşak’ta Pyrus Anatolica örnekleri verilebilir.
Çavdar: Ülkemizde bir tane endemik çavdar bitkisi vardır (Secale cereale …ancestrale). Bu bitkimiz Ağrı, Bingöl, Gümüşhane, Kars, Kayseri, Mardin, Muş; Nevşehir, Tunceli ve Van illerinde doğal olarak yetişmektedir.
Çemen: Çemenin zengin endemik türleri Anadoluda bulunmaktadır. Örneğin Ankara, Bilecik, Muğla ve Urfada trigonella Cretica, Antalyada Trigonella Lycica (Likya çemeni), Mersin’de Trigonella cilicica (Kilikya çemeni), Muğla ve Bursada T. Sirjaevii örnek gösterilebilir.
Üvez: Türkiyenin tek endemik üvez çeşidi Rize ilinde bulunmaktadır: Sorbus caucasica var. yaltirikii. Ancak bu üvez türünün korunması gerekmekte olup yok olma tehlikesi altındadır.
Adaçayı: Ülkemiz endemik adaçayı türleri açısından çok zengindir. Bir çok ilimizde birden fazla endemik adaçayı türleri bulunmaktadır. Örnek vermek gerekirse; Adanada Salvia cilicica (Kilikya adaçayı), Afyonda Salvia Pisidica (Pisidya adaçayı), Aydın ve İzmirde Salvia Smyrnaea (İzmir adaçayı), Malatyada Salvia… euphratica (Fırat adaçayı), Yozgatta Salvia Yosgadensis (Yozgat adaçayı) ilginç isimli adaçaylarıdır.
Safran: Literatürdeki ismi Crocus(Çiğdem) olan safran bitkisi Safranbolu’da yetişmektedir. Safran, yöresel bir yemek olan Zerde Tatlısı ve pilavlarda kullanılmaktadır. Safranbolu ve çevresi de endemik Çiğdem çeşitleri açısından zengindir (Crocus Ancyrensis, Crocus Biflorus, Crocus Danfordae, Crocus Abantensis, Crocus Pastolazzae).
Turp: icotia carnosula adlı turpgiller ailesine mensup endemik bir bitki Antalya ve Muğla’da yetişmekte, yöre insanı bu bitkiyi taze veya pişirerek yemektedir.

Yaylacılık Turizmi

Kendine has coğrafya ve iklime sahip olan Türkiye’nin zengin yaşama kültürü içindeki yayla yaşantısı çok önemli yer tutar. Eski metinlerde ve halen dillerde dolaşan halk türkülerinde (Kalktı göç eyledi Avşar illeri türküsündeki gibi) ifade edilen bu gelenek, Türkiye coğrafyasında yüzlerce mekanın yeni ve farklı yaşama alanları olarak açılmasını sağlamıştır.

Çin kroniklerinde, “Atları ve yüksek tekerlekli arabaları ile suları ve otları takip ederek yaşayan” millet olarak da tanımlanan Türkler, Anadolu coğrafyasında yerleşik hayata geçtikten sonra geleneksel yaşama tarzlarını yeni ölçekleriyle yaşamaya başlamıştır.

Türkiye yaylaları, tüm dünyanın giderek daha fazla birbirine benzemeye başladığı yeni bin yılda, geçmişten gelen ve tadı yaşandıkça fark edilen; günümüz modern yaşamına göre Doğulu ve egzotik, tabiattan uzaklaştığımız ölçüde otantik yaşama biçimi olarak kuşatıcı ve farklı yaylalardır.

Yaylalar, bakir tabiatın kirlenmemiş havasını; billur gibi soğuk suları; yazın en sıcak günlerde bile korunma ferahlatıcı serinliği; büyüleyici güzellikte manzaraları; hormonsuz ve dalında yavaş yavaş olgunlaşan bitkileri; tabii ortamlarında yetişen hayvanlardan elde edilen ve yapılan gıdaları da sunarlar. Habitatı bozulmamış bir çevrede yaşayan bin bir çeşit yabani hayvan ve bitki, insanı televizyonlarda izlenilen belgesellerin kurmaca aleminden kurtarıp gerçek hayatın bir parçası kılar.

Toros Yaylaları

Toros Dağları, göğsünü Akdeniz’in ılık meltemlerine açmış, karlı dorukların eteklerinde, Yörük kilimi gibi üstünde bütün renklerin çiçeklendiği, yaylalar, çam, ardıç, köknar, sedir ağaçları ve meyve bahçeleri ile iç içedir.

İlkbaharla birlikte çiğdemler çiçek açtığında Yörükler hayvanlarını otlatmak için Toros yaylalarına çıkmaya başlarlar. Akdeniz sıcaklıklarının etkili olduğu yaz aylarında ise çevre yerleşmelerden, soğuk ve billur gibi temiz pınarların kaynadığı, serin yaylalara çıkışlar giderek hızlanır.

Bitki Türleri: Bitki türleri bakımından çok zengin olan Toros Dağlarında; kıyıdan başlayarakrım yükseldikçe bitki türlerinde de değişiklik ve çeşitlilik başlar. Narenciye bahçeleri, maki türleri, sandal, meşe türleri, çınar, yabani zeytin, böğürtlen, melengiç, kesme, funda, sığla ağacı (Muğla), sakız ağacı, erguvan, kocayemiş, karaçalı, kızılcık, defne, çam türleri, ardıç türleri, kayın, toros köknar, sedir ağaçları ile mevsimine göre kardelen, yabani siklamen, nergis, sümbül, gelincik, kekik, lavanta, nane, semizotu, papatya, lale vb. gibi bitkilere çok sıkça rastlanır.

Yaban Hayatı: Toros Dağları florası olduğu gibi yaban hayatı bakımından da zengindir. Toros Dağlarında güvercin, karatavuk, keklik, turaç, bıldırcın, üveyik, çulluk, kartalgiller, sığırcıkgiller, ispinozgiller, doğangiller, sarıasmagiller gibi kuş türleri ile geyik, alageyik, yaban keçisi, yaban domuzu, vaşak, karaca, tilki, tavşan, kurt, çakal, sansar, sırtlan gibi hayvanlar doğal ortamları ile gözlenebilirler.

Toros Yaylaları Gazi Antep, Hatay, Adana, İçel, Antalya ve Muğla il sınırlarındadır.

Karadeniz Yaylaları

Rengarenk kır çiçekler, dağ çayırları ile kaplı olan Karadeniz Bölgesindeki yaylalarımızın çevresi genellikle ladin türü çam ağaçları ile kaplıdır. Karadeniz kıyıları sahip olduğu yeşillikleri sadece bol yağmuruna değil, nemli ve sisli havasına da borçludur. Ancak sahil şeridindeki şehirlerde yüksek nem ve sisli hava yükseklere çıkıldıkça yerini pırıl pırıl bir güneşe, bol oksijenli tertemiz havaya bırakır.

Karadeniz yaylalarında bitki örtüsü genel olarak köknar, ladin, sarıçam, sedir, kayın, meşe, ıhlamur, karaağaç, gürgen, kızılağaç, yabani fındık gibi ağaç türleriyle kardelen, yabani açelya, orman gülü, gökovan gibi binlerce çeşit kır çiçeği ile kaplıdır.

Karadeniz Yaylaları Sinop, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize, Artvin, Gümüşhane, Bayburt İl sınırlarındadır.

Yat Turizmi

Akdeniz, Ege Denizi, Karadeniz ve Marmara Denizi, Türkiye’yi kuzey, batı ve güneyden çevrelemektedirler. Türkiye, yatçıların her gece değişik, özel demir atacakları koy, körfez ve plajların hazinesidir ve Mavi Yolculuğa ev sahipliği yapmaktadır. Bu şiirsel deniz yolculuğu, insanın kara yerine deniz perspektifinden tarihi deneyimi, körfezlerde ve denizlerde rüzgara yelken açmak ve tabiatla birleşmek anlamındadır. Bu yolculuk, aynı zamanda, sizi Kleopatra’ nın özel plajına, Olimpos Dağı’nın ebedi ateşine ve eski uygarlıkların binlerce arkeolojik kalıntısına götüren bir yolculuktur.

Türkiye’de yatçılık, size kıyı köy ve kasabaların sevimli ve konuksever halkı ile gerçekten yararlı kültürel değişim deneyimi sağlayacaktır. Genellikle batı ve kuzeybatıdan esen ılımlı rüzgarlar, doğanın tadına varılmasını sağlayarak, uzun yaz mevsimini yatçılık için ideal hale getirmektedir. Bazı bakır turkuvaz kıyılar ve korumalı körfezlerden deniz seviyesinden neredeyse 3.000 metre yükseklikte dağ tepelerini seyretmek mümkündür.

Türkiye’de yatçılık, sizi tekrar tekrar gelmeye, kıyıda başka bir köşeyi keşfetmeye ve deniz hayatını yeniden yaşamaya özendirecektir.

Su Altı Dalış Turizmi

Türkiye sularında bulunan önemli batıklar ve su altı mağaraları dalıcılar tarafından keşfedilmeyi beklemektedir.

Sağlık Turizmi

Önemli bir jeotermal kuşak üzerinde yer alan Türkiye, kaynak zenginliği ve potansiyeli açısından dünyada ilk yedi ülke arasına girmektedir. Sıcaklıkları 20ºC - 110ºC arasında debileri ise 2 - 500 l./ sn arasında değişebilen 1000′nin üzerinde kaynak bulunmaktadır. Bu kaynaklardan 200′ün üzerinde termal merkez oluşturulmuştur.

Türkiye’nin Marmara ve Ege Bölgelerinde yoğunlaşan bu termal merkezlere İstanbul, İzmir, Pamukkale ve Marmaris Fethiye alanı gibi popüler destinasyonlardan kolaylıkla ulaşılabilir. Eski Hieropolis şehri, dağdan akan kaynak suyunun yamaçları göz kamaştıran beyaz kalkerli taşlardan yumuşak katmanlarla bezendirerek muazzam dairevi havuzlar oyduğu, Pamukkale’nin zengin maden suları mekanı üzerinde inşa edilmiştir. Kuşkusuz, eski Likya şehri Kaunos’un sakinleri, yakınlarındaki Köyceğiz Gölünün maden bakımından zengin çamurunda banyo yapmışlardır.

İzmir - Balçova termal kaynakları, Roma çağında sularının tedavi özelliği bilinen ve yararlanılan, Agamemnon Hamamları mekanı içinde yer almaktadır. Osmanlı Hanedanı’nın ilk payitahtı Bursa, eskilerin Olimpos Dağı olarak bildiği Uludağ karşısında kurulmuştur. Burada doğal termal Çekirge kaynakları, Osmanlıları, 1. Murat (1359 - 1389 ) döneminde daha önceki Roma ve Bizans hamam kompleksinin yer aldığı mekanda daha büyük kubbeli hamam kompleksi inşa etmeye özendirmiştir.

Ege kıyında bulunan Çeşme, doğal termal kaynakları ve deniz sularının tedavi etkisi ile ünlüdür ve Marmara Denizi’nin güney sahilindeki yeşil ormanlar arasında, Yalova termal kaynakları çeşitli rahatsızlıkları tedavi ettiğine inanılan, maden bakımından zengin sulara sahiptir.

Orta Anadolu Bölgesinde yer alan “Balıklı Kangal Termal Merkezi” olağanüstü nitelikte ve dünyada kendi türünde önde gelen bir termal merkezdir. Sivas ili Kangal ilçesine 13 km. mesafede yer alan bu merkez 36 derece sıcaklıktaki şifalı suları, bikarbonat, kalsiyum, magnezyum ve çeşitli deri hastalıklarının tedavisinde hayati rol oynayan, (2 - 10 cm. uzunluğunda) küçük balıklar barındırmaktadır. Bu ilde değerli sağlık kazandırıcı tedavileri ile ünlü Sıcak Çermik ve Soğuk Çermik isimli iki termal merkez daha bulunmaktadır.

Termal tedavi alanında uluslararası standardını koruması ile ünlü diğer bir termal kompleks Kütahya yakınında Yoncalıda yer almaktadır ve “TÜTAV Termal Tesisleri” adıyla ün yapmıştır.

Ünlü Sandıklı (Afyon), Gönen (Balıkesir), Kestabol (Çanakkale), Ilgın (Konya), Kızılcahamam (Ankara), Haruniye (Adana), Ayder (Rize), Ladik (Samsun), Hasanapdal (Van) ve Billoris (Siirt) termal merkezleri, termal tesisleri ile ün yapmış ve tavsiye edilmektedirler.

Next Page →